|
|
| Sorry, your entry can't be deleted right now. Please try again later. |
August 17 Rüzgarım
|
|
Nurullah GENÇ’ten şiir demeti
HİCRAN RÜZGÂRIYIM
Hicran rüzgârıyım, işkence seli
Kuşandım sevginin intizarını
Mecnun, rüzgârına saldığım deli
Bitmeyen bir aşkın ihtirasını
Hicran rüzgârıyım, alevden tahtım
Benliğim hasretle büyüyen bebek
Kerem’i Aslı’nın “ah” ına yaktım
Kanatlarım ateş saçan kelebek
Hicran rüzgârıyım, ellerim kanlı
Yağmur oldum, şimşek gibi parladım
Ferhat, dağı yaran delikanlı
Emrah’ı Selvi’ye müptela kıldım
ÇİÇEKLER ÜŞÜMESİN
Gönlümün maviliği gitmesin gökyüzünden
Kuşların gülücüğü eksilmesin yüzünden
Kar yağsa da bu sessiz vadiye, gün bitmesin;
Yapraklar üşüse de, çiçekler üşümesin
TUTSAK
Dallarımda hoş kokulu çiçekler vardı
Gökyüzü derindi kanadında kuşların
Birdenbire karardı rengi ufukların
Mevsim ilkbahardı; yapraklarım sarardı
Değişmez tutsağı oldum karanlıkların
HÜZÜN
Yıllardır yitirdiğim güneşi arıyorum
Hüznümü kollarıma sımsıkı sarıyorum
Sanki dev bir kasırga emiyor yüreğimi
Yoksa bu derin acı ruhumun gömleğimi
Bu hayal, bu pelerin giyen esrarlı kadın
Uçan kelebeğe mi, dudağımda feryadın
Kâh görünüp kaybolan, kâh konan pencereme
Kâh demir yumruk gibi sıkışan hançereme
TALAN
Güzel de, çirkin de bu boş dünyada
Doğarmış, büyürmüş, viran olurmuş
Sevda denen yangın meğer sonunda
Gözyaşıyla dolu hicran olurmuş
Dostluklar da biter, düşmanlıklarda
İzleri kalırmış hatıralarda
Ümitler yeşerir her ilkbaharda
Sonbahar gelince, duman olurmuş
YALNIZSIN
Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü
Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü
Görürsün, hasretiyle sabah ezgilerin
Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin
Kuşlar öter, uçuşur, yeşil dallara konar
Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar
Gölge gibi çekilir insanlar sokaklardan
Son sesler, kahkahalar işitilir parklardan
Rüzgâr okşamaktayken anne gibi tenini
Gecenin kolları sessizce yakalar seni
Anlarsın gözlerin dolup boşaldığını
Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını
ÇIĞLIK
Dinle, dudağımı yalayan damla
Bu ses, kulağıma kadar uzanan
Onundur; göndermiş bir yıldırımla
Masmavi gökleri bürüyen anan
Pencere, utanma kaldır perdeni
Kaldır da, gönlümü ikna edeyim
Görünce gözleri yaşlı dedeyi
Bende buradan gözü yaşlı gideyim
Dinle, gül dalında kükreyen ozan
Ruhumda incelik bir dala konmuş
Beni bu dünyada bekleyen ezan
Söyle hangi zaman, nerde okunmuş

 
Copyright ©2008 akdeniz rüzgarı™
a.f.g.
  
|
|
|
|
|
KENDİMDEN YORULDUM
Kendimden yoruldum Sürekli maske takmaktan İçim Kan ağlarken İnsanlara gülmekten yoruldum Çok sinirliyken bile Sakin olma zorunluluğundan yoruldum Hıçkırarak ağlamak isterken Gözyaşlarımı içime akıtmaktan Delice severken içimden dağlara denizlere Hoyratça esen rüzgara toprağa kuşlara Seviyorum diye haykırmak isterken Susmaktan yoruldum Mavinin her tonunda kaybolmak isterken Siyaha esir olmaktan yoruldum Kendimden yoruldum Hep güçlü olmak ne zordur Hep sorumluluk sahibi olmak Her zaman haklı olmak Her şeyi bilmek zorunda olmak Ruhum yoruldu Çocukken genç olmak Gençken olgun olmak Çok zor yoruldum Çabuk tükettim ömrümü Yarınlarımı….. Umutlarımı…..
Duygularımı….. Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim Oyunun adı hayat Başrolde ben Yardımcı oyuncular sevgi, aşk, acı, geçmiş Senaryo konusu Her şeye rağmen Mutlu Olma Sanatı Ve oyun bitti…..perdeler indi ışıklar söndü Kendimden yoruldum.
Zeynel GÜLER ( alıntı )
|
|
|
|
|
.
Ne deniz, ne güneş, ne de ay Bu günlerde hak etmiyor övgüyü, Ne yağan yağmur, ne de kar. Şimdilerde ruhumda, Dağ tepe aşan, Yağmura yön, Çiçeğe döl veren, Rüzgâr var…. O kadar çok benziyorsun ki ona, Yoksa o mu sana bilemiyorum. Ama saçlarımda her dolaştığında, Seni anımsıyorum. Bir anda çıkıveriyor ortaya. Görmüyorsun sadece hissediyorsun. Durgun deniz dalgalanıyor, Yapraklar dallarda ritim tutuyor, Çiçeklerin kokusu birbirine dolanıyor, Buram buram yayılıyor ortalığa. Bulutlar dağılıyor, güneş çıkıveriyor ortaya. Ve bir ıslık, kulaklarda hoş bir melodi. Görmüyorsun, Ama varlığını hissediyorsun…. İşte can, O kadar çok benziyorsun ki ona Yoksa o mu sana….(alıntı )
 
Copyright ©2008 akdeniz rüzgarı™
a.f.g.
 
|
|
|
|
|
|
|
|
Şimdi bir rüzgâr geçti buradan Koştum ama yetişemedim, Nerelerde gezmiş tozmuş Öğrenemedim.
Besbelli denizden çıkıp Kıyılar boyunca gitmiştir, Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu Yüreğini allak bullak etmiştir.
Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru Bulutları koyun gibi gütmüştür, Okşayıp otları yaylalarda Büyütmüştür.
Köylere de uğradıysa eğer Islak, karanlık odalarda beşik sallanmıştır, Güneş altında çalışanlara İmdat eylemiştir.
Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru, Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz, Kıraçlarda mavi dikenler.. Toz toprak gözlerine gitmiştir.
Şehirlere uğramış ki yanımdan geçti, Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür, Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra Alıp gitmiştir.
Şimdi bir rüzgâr geçti buradan Koştum ama yetişemedim, Soraydım söylerdi herhalde. Soramadım.
Cahit KÜLEBI
(alıntı)
| | | Copyright ©2008 akdeniz rüzgarı™ | | a.f.g. |
|
|
|
|  |
|
|
|

Gel benim ruhumun gerçek sesi gel! Yıllardır sönmeyen alevim, korum. Gel benim ömrümün hikayesi gel. Şiirim, sonsuzum, gerçeğim, zorum Gökle yerin birleştiği kavşakta Seni bulup bulup kaybediyorum.
İlkin rüzgâr değil sanki nefesti, Bir kez başlayınca estikçe esti... Sonra bir upuzun karanlık bastı. Sürdü hep aynı düş, hep aynı yorum Şimdi duraklarda her akşam üstü Seni bulup bulup kaybediyorum.

Yitiksin baharlar, güzeller içinde Resimler, baharlar, sözler içinde. Bazen bir iz görüp izler içinde Cevap umuduyla titriyor sorum. Sonra en tanıdık yüzler içinde Seni bulup bulup kaybediyorum...
Bekir Sıtkı Erdoğan
(alıntı)
| |
Copyright ©2008 akdeniz rüzgarı™
a.f.g. |
| | | | |
Trackbacks (4)
The trackback URL for this entry is: http://afg0133.spaces.live.com/blog/cns!2377EE9A206352C7!798.trak Weblogs that reference this entry
|