AKDэηİZ яÜZGÂяI...'s profile••████®AKDэηİZ яÜZGÂяI™█...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    February 21

    HAYATIN ANLAMI

     

                

    Takvim sayfası 18 Temmuz akşamı gösterirken Akdeniz’in sahil kasabası Tömük’te yumuk ağlayan gözlerle siyah dünyaya merhaba dedim.2 yaş ve sonrası akılda kalan…Yaşama dair…Memur bir babanın bir düzinenin yarısı kardeşlerdik…Aslımız orta Asya buhara ya dayanmakta özgürlük sevdalısı göçerlerdi..

     

    Babamın zorunlu şark hizmetinden dolayı doğunun tarihi şehri Mardin’e tayini çıkmıştı… İlköğretim hayatına 4,5 yaşında adım attım… İlkler zordur… Zorluk serüveni bu şekilde başladı… Zaza, Kürt, Arabî, Yezidisi, Süryanisi ebemkuşağı rengi kadar 7 millet vardı… Bu nedenle dil sorunumuz oldu... Çocuklar gibi şen şakrak oyunlar oynayamadık… Sıkıntılı geçen çocukluk evresi taki sevindirici bir haber babamın tayininin tekrar Akdeniz’in gariban doyuran vilayeti Adana’ya çıktığında hayat yeniden şekillenecekti... Gurbet elde yakının olmayışının zorluğu bir başka oluyordu…

     

    Hani bir garibanı döverler ya ah arkam dermiş sormuşlar neden böyle dersin…

     

    Arkamda bir yakınım olsa beni kollardı belki yediğim dayağı yemezdim…

     

     Bir kamyon sırtında uzun bir yolculuk sonrası çukurovaya geldik… Sanki burada güneş farklı doğuyordu. Göze aşiyan olan dağ yamacında doğup dağ sırtında batan güneş… Bulutların önünde doğup bulutların sırtında batmaktaydı… Gurbetin sıkıntısı bir nebze bitmiş ve yeni bir başlangıç ile okula burada devam edecektim… Konuşulanları anlayabilecek ve böylece dil sorunumda ortadan kalkmış olacaktı… Yeni arkadaşlıklar edinip yarım kalmış çocukluğumu yaşama fırsatım olacaktı… Olmadı

     

    Özürlü bir arkadaşla başladı ilk tanışmam birlikte işe bakacaktık… Erkek adam nasıl kazanırdı ekmeğini… Ayakkabı boyama işi ile başladı ilk zanaatımız… İşe birlikte çıkıyorduk fakat onun özürlü olması engel teşkil ettiği için ortaklığımız uzun sürmedi… Ve yalnız yola devam edecektim… Yeni birgün aylardan haziran, sabahı sırtımda boya sandığı adana otogarında işe başlangıç yapacaktım… Kalabalık bir mekân olduğu için burada işler iyi oluyordu… Her zamanki sabit ses tonum ile

    -Boyalim abı

    Nidası çınlatıyordu ortalığı… Bir kenarda gayri müstehcen konuşan bir adam 

    Çocuk sen kime k…n

    dedi ve ardı sıra suratımda patlayan tokat…

     

    O gün ilk sınavımı veriyordum. Yüzüme inen tokat ile hayatın zorluğunu tatmış iş mesaisi başlamada bitmişti… Bir kenara sinip gözyaşlarını sebil ettim… Demek babam ekmek böyle zor kazanılıyor… Ve bu büyük bir hırs oldu… Ekmek sevdasına… Asla nankörlük etmiyecek ve düşküne kimsesize öksüze yetime yârdim edecek bir söz vermiştim. Bu söz ile erkek adamlığa adım attım…

     

    Bir yandan okul hayatı bir yandan iş hayatı birliktelik içerisinde yürütüyordum… Ufak yaşta okula başlamanın ezikliği vardı… Hırpalanıyordum sevgi dedikleri duygu bazı vakit kaba bir şiddete dönüşüyor kırılıyordum… Zaman su gibi akıp gidiyordu ömür çarkında… Yeni bir gün yeni olaylar yeni öğrenmişliklerle karşımıza çıkıyordu… Dünümüz bugünümüze mukayese olmuyor her yeni bir günde bir şeyler öğreniyordum… Allahın lütfü sabır erdemini tattığıma binlerce şükür ediyordum…

     

    İnsanoğlunun kaderi daha doğmadan yazılmış bir alın yazgısı idi… Günahlardan sevaplardan sorumlu idik... Yaradan bizlere sunduğu akıl sayesinde algılayabiliyor hissiyatla hayatı daha iyi görüp yaşadıklarımızı tadabiliyorduk… Bir isim konulmuştu ve onunda bir ağırlığı vardı… İsmin manasına uymalıydı yaşantım… Aşırı iyimserlik çoğu vakit sorun oldu… İyi niyetin bedeli şahsımda derin bir gedik açmıştı ve hala hayatımın hüznü diye tabir ettiğim gedik acı vermeye devam etmekte… Yinede sitem değil sadece şahsıma yaptığım bir ön eleştiri idi… Misli düşünüp bir konuşmak kendimi ve karşımdakini tartmak taktıkça ruhları daha iyi anlamaktı… Ruh tende bir emanet değil miydi? Sahibine emanete hıyanetlik etmeden en iyi şekilde iade etmekti…

     

    Her uzattığım elden ziyade koldan oldum… İnsan gibi gözüken şeytani sıfatlar tanıma fırsatım oldu… Bukalemun gibi renk değiştiren suratlar kaçı kendini tartmıştır… İnsanoğlunun en büyük savaşı kendi nefsi değimliydi… Nefsine mağlup olan kişide maneviyat eksikliği olur o kişide hissiyat olmazdı… Yaradan inancı bütün kişilere eza cefa verir… Kulum bana asimi olacak mı? Diye… Bizki bu sıkıntılara sabır gösterip isyankâr olmadan mükâfatı alacaktık.

     

    Çevre büyük bir faktör kişi hayatında… Çocukluk evresi kişinin hayatına yön vermesindeki en önemli öğeyi teşkil etmekte… Nasıl ki kaynaştığın kişi ile paylaştığın arkadaşlık ortamı nasıl ise kişi kişinin aynası ortamda aynaların yansıması… Üzüm üzüme baka, baka kararır güzel bir atasözü… Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim… Arkadaşın var mı? Diye sorduklarında arkadaşlık olmaz derdim… Arkadaşlık fani dünya gibi gelip geçici bir hevesti… Mum oldum içim, içim eridim… Can eridi ten eridi eridikçe eridi düşlerim… Dost buldum yaşanmışlıklarında bir pay düştü… Ya nasip dedik sebeplendik… Kötü günde bir olduk mutluluklarında ırak oldum… Katığımızı pay ettik… Baki dostluklara böylelikle temel attık…

     

    Hayatta hoşnut kalmadığım konu yalan ve iftira idi… Kaç ocak söndürmüş kaç can yakmıştı… Laf kalabalığı konuşurlar… Sözlerin nereye varacağını bilmeden yapmadan yaptı derler… Sineği fil ederler… İki kişinin bildiği sır değildir… Oysaki sırdır… Bir başkasına SIR ifşa edilirse önce dilden dile yayılır yankısı kulağına geldiğinde anlarsın sır mahiyetinin dışına çıktığını… Ne insanlar gördüm üstünde elbisesi yok… Ne elbiseler gördüm içinde insanı yok… Manidar bir söz… Rabbim gıybet ve iftiradan bizleri korusun…

     

    Mutluluk sevinç ne tasvir eder dediler… Şahsım adına düşeni hep yaşlı gözler gördüm… Acılarına ortak oldum dertlerine yaren oldum karınca kararınca faydam olmuş ise o vakit mutlu oldum… Derdi bize veren bizi yoktan var eden değimliydi… Asi olmak isyankâr ruha sahip olmak neyi değiştirecekti… Rızaya icap edip derman dileyecektik…

     

    Sevgide özgürlük saygıda mecburiyet vardı… Kimi gülü sever kimi dikeni kimisi ise kır çiçeklerini… Yâr yârene sevdalı yârende yâre sevdalı… Aşk ulaşılmayana idi… Bendeki aşk lale idi… Ulaşılmayana ulaşmak isteğim lal olduğunda dilim varlığımı var oluşumu hatırlatana aşkım (ALLAH aşkı)beyaz idi… Siyahî dünya gibi sevdada geçici bir heves. Sevda yanan bir kor ateş iki tenin tene teması sıcak nefeslerin içe çekildiği… Aklın uçtuğu pembe düşlerin kurulduğu boş bakışlarla kaçamak maceraların yapıldığı... Flört aşkları…  Şuur kaybı ile gerçek varlık tendeki canın bile hiç sayıldığı bir rüya idi… Ve uyandıklarında anlıyorlar boş bir heves olduğunu… Rabbim kadını ersiz erkeği eşsiz bırakmadı… Yalnızlık yaratana mahsus… Her canlının bir eşi vardı pay etsinler paylaşsınlar… Şu alamette az da olsa haz alsınlar Sınavın bir parçası afili düşler değildi gerçek paydalar… Sevgi muhabbet paylaşımlar özde olmalıydı… En güzel sevdalar uzun ömürlü böyle kalabilirdi… Günümüz koşullarında hepsi sözde yalan olmuş maddiyat ön plana çıkınca inandıkları aşk meşk hikâyeye dönüşür… Sevda türküleri yakarlar… Uğruna çıktıkları feza adını kazıdıkları sema bir anda talan olur… Son nokta… Hazin son adliye koridorları, kara toprak veya mahpus damları… Kaç gül geçti hayatımdan kokmaya soldurmaya kıyamadığım… Hepsi bir çiçekti kendi baharlarında açacak… Tatlı bir dildi onları uzaklara itişim… O elkızı ben ise eloğluydum… Fani gibi karanlık bir gelecek veremedikten sonra işlenmiş günahlar birde onun günahlarını eklemek etik düşmeyecekti… Velhasıl hakta hayırlısı dedim sevda kapısına kilit vurdum…

     

    Kalabalık bir caddede şahsıma çarpan insana hitaben

    Pardon

    Karşısında aldığım yanıt

    Pardonlar dağa çıktı

    Bir kusur sonrası

     –Özür dilerim

    Yanıt

     –Tükür yala

    Özür dilerim kelimesini lügatten çıkardım…

    Efendim

    Saygı babında

    Ben sahibin miyim de efendim dersin

    Yanıtını aldım… Ben diyemedim bencilik ederim diye ne dediysem insanları hoşnut edemedim…

     

    İnsan buhrana düşmeye görsün… O vakit şeytanın kölesidir… Nefse mağlup olur… Bir akıl hocası çıkar… İyisi ise al başına taç yap kötüsü ise vay haline… Esrarı hapı içkiyi gördüm… Gecenin bir yarısı ıssız sokaklar zaptiye, çöp karıştıran kedi, köpek birde ayyaş takımı… Birde nara atarlar mı faninin tek hâkimi onlarmış gibi… Sorsan derler ki;

     

    Sorunun var ondan içtim

     

    Sorunun var ise içeceksin kafayı güzelleştireceksin kuş gibi uçar sorunlardan eser kalmaz

     

    Kocaman bir YALAN… Akşamında uyuşuk bir şuur, sabahında şiddetli bir baş ağrısı sorunlar olduğu gibi yerli yerinde eklenen baş ağrısından kurtulma derdi doğar… İnancı bütün kişi bu gibi boş şeylere karnı tok olmalı… Derdi veren derdi alanda yaradan ona bağlanıp ondan af dilemeli sorunun özüne inerek olduğu yerde bitirmelidir… Sorunlardan kaçış kişinin kendini aldatmacasıdır…

     

    Bir dost derki 1996 senesinde bilim adamları insanın hayatına değer biçmiş… Tamı tamına 175.-milyar imiş inandınız mı? İnsana değer biçmek o kadar kolay mı? Altına sarraf değer biçer insanoğlunun değerini de onu varlığını veren yoktan var eden biçebilirdi… Şahsi fikrime göre insanın değeri paha biçilemezdi…

     

    Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete… Dünya fani bir handı bizler ise yolcu… Muhakkak ki yollar engebeli taşlı dikenli olacaktı… Düşe kalka bir yanımız kanayacaktı… Kan ılık, ılık aktıkça hayat bir daha anlam kazanacaktı… Aldığımız nefesin değerini daha iyi anlayacaktık…

     

    Para dil belletir asfalt yol belletir… Yürüdükçe yeni yolar çıkacaktı… Para ise sağlık sıhhat olduktan sonra kolay bulunandı… Evliya bir zat ne güzel demiş… Evlatlarım para gerek kasamıza kesemize kalbimize sokmayalım… Kalpten uzak tutalım… Yeniçağda tam tersi madde bağımlısı yüzler olmazsa olmazları olmuş para… Bir tavuk 21 günde bir delikanlı 21 senede yetişir… Sırf para için 21 sene bir anda linç edilir… Akıl ayrı dil ayrı yürek ayrı telden çalar olmuş… Bize düşen rabbim ıslah etsin…

     

    Üç unsur şahsımı mutlu etti… Bebekler doğa ve hayvanlar… Üç unsurdan zarar görmedim… Onlarla iç içe olduğumda huzur mutluluk sevinç ayrı bir haz aldım tarifi güç… Ne vakit hüzünlü oldum… Mavi dalgaların esen rüzgârına attım… Güneşin yakamozu ile başlayan gün esen rüzgârın tene değişi, martı çığlıkları, balıkların dansı akşamın ayın şavkını düşüşü ile suya son buluyordu… 

     

    Hayatın anlamı lügatte telaffuzu kolay bir kelime oysaki hayat yükü omuzlara düşünce anlıyorsun telaffuzu kolay kelimenin zorluğunu… Hayatı anlatmak bir kelime ile veya bir sayfa karalamakla bitse… Her türlü olumsuzluğa rağmen sabır ederek üstesinden gelinecek… Seveceğiz sevdireceğiz mutluluğu tadacağız ve tattıracağız… Hayatın anlamını idrak ederek yaşantımızı idame ettireceğiz… Dünü yaşadık bugünü yaşıyoruz… Yaşanılanlardan pay çıkarıp yarılara yön vereceğiz… Hayata dair ne varsa tüm güzellikleriyle sizin olsun dost olun, baki dostluklarla kalın…

     

              

     

    Copyright ©2009 Akdeniz Rüzgârı™ 
     

    Comments (20)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    ESSELAMÜ ALEYKÜM SEVGİLİ YÜREĞİ GÜZEL İNSAN KALBİNİN GÜZELLİĞİ İYİLİGİ YÜZÜNE YANSIMIŞ SENİ ÇOK İYİ ANLIYORUM BİZDE ÇOK İNSANLARLA UĞRAŞTIĞIMIZ İÇİN SENİ ÇOK İYİ ANLIYORUM GERÇEKTEN İYİLİK İNSANIN BAZEN BAŞINA DERT OLUYOR BİZ TESELLİYİ RABBİMİZİN RIZASINDA ARIYORUZ RABBİMİZİN RIZASINI KAZANIRSAK NE MUTLU BİZE BÜTÜN İNSANLAR BIRAK BİZİ KIRSINLAR KUYU KAZSINLAR İYİLİĞİMİZİN KIYMETİNİ BİLMESİNLER BİZİ BİZDEN DAHA İYİ BİLEN RABBİMİZ VAR BIRAK BÜTÜN DÜNYA ÜZERİMİZE GELSİN SEVMESİN HİÇ Bİ ANLAMI YOK YETER Kİ BİZİ HABİBİNİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATTIĞI RABBİMİZ SEVSİN YETER RABBİME KUL HABİBİNE ÜMMET ANNE VE BABAMIZA İYİ Bİ EVLAT OLMAYI NASİP ETSİN İNŞAALLAH AMİN ŞİMDİ SANA BENİM SÜREKLİ YAPTIĞIM Bİ DUAYI YAZARAK YORUMU MA SON VERİYORUM BEN DE BABAMIN ÖLÜM SENESİ ÇOK KÖTÜ İNSANLARIN OYUNLARINA GELDİM O YÜZDEN BU DUAYI KENDİM BULDUM DUAM ALLAH"IM BENİ MASUM RUHLU OLUPTA ŞEYTAN RUHLU OLAN İNSANDAN KORU AMİN...ÇÜNKÜ ETRAFIMIZDA O KADAR ÇOK KÖTÜ İNSANLAR VAR Kİ KİMİN İYİ KİMİN KÖTÜ OLDUĞUNU ANLIYAMIYORUZ YÜZÜ GÜLÜYO AMA KALBİ KURT DOLU RABBİM İKİ YÜZLÜ OLAN İNSANLARDAN TÜM İYİ İNSANLARI KORUSUN AMİN BOŞVER HİÇ ÜZÜLMEYE DEĞMEZ BU DÜNYA ZATEN GEÇİÇİ NE YAPALIM İYİLERLE KÖTÜLER AYNI DÜNYA DA YAŞIYORUZ DEDİĞİM GİBİ RABBİM SABIR EDİP MÜKAFATINI HEM DÜNYA DA HEM AHİRETTE ALAN KULLARIDAN OLMAYI NASİP ETSİN İNŞAALLAH ŞU SÖZÜMÜ DEYAZAYIM SANA.... KÖTÜ HERZAMAN KAZANIR EBEDİ KAYBEDER,,,İYİ GEÇ KAZANIR EBEDİ KAYBETMEZ...BİL MUKABELE DUA İLE ALLAH"A EMANET OL HAYIRLI GECELER HERZAMAN MUTLU OLMAN DİLEĞİMLE...
    Oct. 16
    gulwrote:
    selam rüzgarların en değerlisi..
    selam rüzgarların en esintilisi..
    hayat insana cam bir tespide sunulmuyor malesef..
    hepimiz belli aşamalar kaydede kaydede ilerliyoruz..
    hayat bütün bize bunları yaşatırken bizden tek birşey bekliyor aslında..
    bu sınavı başarıyla geçmek!
    isyan etmemek...
    yaradanı yok saymak ..
    yerine
    hep şükretmek her kötü bir olaydan bin tane hayır vardır..
    ve binlerce şükürler olsun ki
    rabbim bize bunları yaşatıp onun varlığını bir an bile unutmamıza izin vermemiş..
    sizde unutmamışsınız..
    adım attıkça nefes aldıkça o yaşananlar sizi durduracak kolay kolay yanlışa düşmeyeceksiniz..
    rüzgarınız hep essin hızını kesmeden...
    sevgiler .. ~~gulask~~
    Oct. 1
    Akdeniz rüzgarı sana çok kızgınım nerdesın sen ve onca şey anlattın bir daha rastlayamadim sana kız kardeşinde hiç bir haber vermedi yada sen hiç oralı olmadın son durum ne ? Mahkeme sonucu ne oldu bilgilendirsen sevinirim ben samsundayim biliyorsun bir şekilde ulaş bana.
    July 17
    hüzünwrote:
    bu kadarmı güzel anlatılır hayatımızdan bir kesit okurken duygularıma hakim olamadım rabbim sizin gibi kişilerin hayatını ibadetini güzel etmiş belliki ne kadarda hayatınıza yansımış bu üstün özelliğiniz diliyorumki bütün gençler yeni nesil sizin gibi düşünceli hayatının farkında yaradanın kendini bir sukuta tebessüme adasın inş sizin gibi özel kardeşleriize şu devirde o kadar çok ihtiyacımız varki selametle hayırlı günler en temiz dostluklar sizi bulsun dileklerimle,,,
    June 20
    idilwrote:
    Eğer hayatımızı uzun bir cümleye benzetirsek,
    yaptığımız her şeyi noktalama işaretleriyle acıklıyabiliriz:

    Virgül: Önce yaşadığımız ve yarım kalan yaşanmamışlıklardan sonra ,,,

    Ünlem: Acı çektiren tüm ızdıraplar ve engellemeler sonrasında, düşüşünüzde attığınız çığlıklardan sonra !!!

    Soru İşareti: Nedenleri sorduğumuz, sorduklarımızdan alamadığımız cevaplardan sonra ???

    İki Nokta Üst üste: Bizi anlamayan hayata kendimiz ispatlamak için yaptığımız en güzel açıklamalardan sonra :

    Ve Nokta: Hayatta amaçladığımız tüm hedeflerimizi gerçekleştirirken bir yandan da yıllarını eskiten insanların artık zirvede olmanın hazzıyla son nefesleriyle hayata veda ederken, cümleyi de bitirmek adına bir kalemin ucuyla koydukları en küçücük ama en anlamlı sondur.

    May 13
    idilwrote:
    Hayatla röportaj yaptığımı gördüm rüyamda.
    "Benimle röportaj mı yapmak istiyorsun?" diye sordu Hayat.
    "Zamanın var mı?" diye sordum.
    Gülümsedi.
    "Benim zamanım Sonsuzluk" dedi Hayat. "Ne sorular var yüreğinde?"
    "İnsanlarla ilgili en çok neye şaşıyorsun?" diye sordum.
    Hayat yanıt verdi.
    "Çocukluktan sıkılıp büyümek için acele ediyorlar, sonra yine çocuk olmanın özlemini duyuyorlar. Para kazanmak için sağlıklarını kaybediyorlar, sonra sağlıklarını kazanmak için paralarını kaybediyorlar. Gelecekle ilgili edişelenmekten şimdiyi unutuyorlar. Sonra da ne şimdiyi ne geleceği yaşayabiliyorlar. Deneyim iyi bir öğretmendir diyorlar ama deneyimin faturasını ödemek istemiyorlar. Hayatlarını kazanmak için eğitim alıyorlar ama yaşam ustası olmayı bilmiyorlar. Bu nedenle de, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar, hiç yaşamamış gibi ölüyorlar."
    Hayat elimi tuttu. Bir süre sessiz kaldık.Derin bir nefes aldım. Ona, insanların neleri öğrenmelerini istediğini sordum.
    Hayat yanıtladı.
    "Hiç kimseyi seni sevmeye zorlayamayacağını, yapabileceğin tek şeyin seni sevmelerine izin vermelerini isterdim. Affetmenin affederek öğrenilebileceğini öğrenmelerini isterdim. Başkalarıyla kendilerini kıyaslamamayı öğrenmelerini isterdim. İki insanın aynı şeye bakıp farklı şeyleri görebileceğini öğrenmelerini isterdim."
    "Zengin insanın en çok şeye sahip olan değil, en az şeye ihtiyaç duyan insan olduğunu öğrenmelerini isterdim. Bir sevecen yüreği derinden yaralamanın bir anda olduğunu; ama iyileştirmenin çok uzun sürdüğünü öğrenmelerini isterdim. Seni seven insanların duygularınmı nasıl ifade edebileceklerini bilmedikleri için seni sevmediklerini sanmak yerine onların sevgisini hissetmeyi öğrenmelerini isterdim."
    Hayat derin bir nefes verdi. Hayatın nefesi kelimelere dönüştü.
    "Söylediklerimi yüreğine kaydet" dedi. Söylediği cümleyi yüreğime kaydettim.
    "Başkalarını affetmek yeterli değil, kendini de affetmeyi öğren".
    Yüreğim kuş gibi hafiflemişti.
    "Son bir soru daha, Hayat" dedim. "Benden ne istiyorsun?"
    Bütün odayı beyaz bir ışık kapladı… ve Hayat yanıtladı.
    "Senin kendin olmanı istiyorum, yoksa başkası olurdun. Sana bugün ihtiyacım olduğunu bil, yoksa bugün benimle olmazdın. Kendi eşsizliğini ve biricikliğini bil; çünkü ben kendimi tekrar etmeyecek kadar yaratıcı ve zenginim. ve gerçekten TEK değerli olanım. Değerimi bil."
    Hayat ın içimde dışımda her yerde aktığını hissettim. Kendimizi sevdiğimiz kadar Hayat ı sevebilirdik ancak. Ne daha az ne daha fazla...

    May 13
    "Ey kullarım bugün sizin için korku yoktur ve siz mahsun olmayacaksınız ..Ki onlar benim ayetlerime iman edenler ve müslüman olanlardır..Siz ve eşleriniz cennete girin sevinç içinde ağarlanacaksınız..( Zuhruf süresi 68-69-70)dua ile arkadaşım fi emanillah
    May 4
    seni seviyorum" sözünün değeri tartışılıyordu İki kısa kelime ama bu aralar sadece kelime işte. Anlamını artık kimse düşünmez oldu. Değerini hiçe sayanlarsa çoğaldıkça çoğaldı.
    Kimileri şımarıkça aldı bu sözü ağzına. Kimileri anlamını bilmez oldu. Kimileri hak etmedi. Kimileri değer bilmedi.Seni seviyorum dendi de, kime niye dendi kimse irdelemedi.
    Hâlbuki ben hep utandım bu sözü söylerken. Dudaklarımdan dökülüşüne izin verirken hep tereddüt ettim.
    Düşündüm hep; söylediğim anladı mı acaba? Hak etti mi, değerini bilecek mi? yoksa savurup saçacak mı bu sözü mü, anlamını, büyüklüğünü bilmeden? Bu iki kelimenin ben olduğunu, kalbimden çıkıp geldiğini anlayacak mı? Anlayıp da o da sevecek mi? söyleyeyim mi, yoksa hissettireyim mi?
    Ama söylemeden de olmuyor ki. İçinde sevginin yüceliğini yaşarken, sevdiğine onu sevdiğini, bağıra bağıra, duya duya, doya doya söylemeden de olmuyor ki. İçinde sevgiden bir volkan varken, yanıp yanıp tutuşuyorken, onun anlamasını beklemek çok zor. Sadece davranışlarla anlatmak çok zor. Sesinle, sözlerinle, en içten gelen, anlamı gözlerine yerleşen seni seviyorum’larla anlatılabilir ancak sevgi.Ama anlayana tabii. işte hep ya değerini bilmez de sevdiğim beni yaralarsa diye korktuğum için söylemek çok zor oldu. Utandırdı tereddüde attı beni.
    Buna rağmen, hiç korkmadan, karşılık alacağımdan emin olarak, rahatlıkla seni seviyorum dediklerimde var .Anneme, babama, kardeşime, sevgimi, seni seviyorum sözünü dilediğimce söyleyip haykırıyorum.Çünkü sevdiğim kadar sevildiğimi biliyorum.Ya sevgimin değerini bilmezlerse diye korkmuyorum.Duya duya, doya doya, bağıra bağıra, sınırsızca,her an, her saniye, sevdiklerimi sevgime doyurmak istercesine söylüyorum. Ama artık sevgiler yitirdi değerini. Oyun gibi birşey oldu sanki. "Seni seviyorum" sözü anlamı bilinmeden, değeri bilinmeden ağıza alınır oldu. Sadece dış görünüş için, ya da menfaatler uğruna kullanılır oldu bu yüce iki söz.Kalbe uğramadan, gayri ciddi bir edayla söylendi çoğu zaman. telefon da veya mesajlarda öylesine, sıradan bir "ne haber" "nasılsın" der gibi kullanılıyor çoğu zaman.
    Evet "seni seviyorum" demek o kadar kolay ki. Şimdi gerçek sevenlerin işi zor. Çünkü " kurunun yanında yaş da yanar" misali sevdiğine seni seviyorum dediğin de ya inanmazsa diye korkuyor insan. Belki de kalbi sevgi dolu olan bu korkuyla içine gömüp sevgisini söylemiyor.
    Seni seviyorum demeliyiz ama duya duya. Bilsin karşımızda ki gerçekliğini.
    Kalbimizdeyse sevgi haykırmalıyız doya doya. Anlatmak için sevgimizi.
    Bu inançtaysa, bu sevgiyleyse söyleyelim bağıra bağıra ve açalım sevdiğimiz görsün diye kalbimizi.
    Sevgiyle kalın. Anlamını bildiğiniz ve bilinen "seni seviyorum" lar hiç eksik olmasın hayatınızdan...
    Apr. 12
    aynurwrote:

    Ben güzelliklere aşığım, gül yüzlülere
    Karşılıksız çıkarsız,umarsız sevgilere
    Güllere,o sonsuz yaratıcı kudrete
    Seher vakti ıllgıt ılgıt esen rüzgara
    Çisil çisil yağan yağmura,gözyaşına
    Yalansız,riyasız kalpten sevgilere
    Çalışmaktan çatlamış nasırlı ellere,çizgili yüzlere
    Alın teriyle kazanılmış kuru ekmek,peynir zeytine
    Kimi gün ölü denizin engin maviliklerine
    Kimi gün bir balıkçının hasret kokan türküsüne
    Bazan özgür uçan kanat çırpan sevdalı bir kuşa
    Her çiçekten bal toplayan arının eşsiz san’atına
    Kimi bir şairin kırık kalple yazdığı seren’atına
    Ben doğruluğa aşığım,eğilip bükülmeyen yiğitlere
    Sabır ve secdeyle akpak olmuş nurlu yüzlere
    İnançla sevgiyle sonsuza açılan gönüllere
    Yüceliklere aşık olan asırlık çınarlara
    Masum, hayat dolu cıvıll cıvıl çocuklara
    Vatan uğruna can veren ölümsüz askerlere
    Dalgalanan şanlı bayrağa,özgürlük savaşçılarına
    Üç kuruşa alınıp satılmayan kutsal değerlere
    Ucunda ölüm dahi olsa,tutulan altın sözlere
    Sevgiyle gülen gözlere,Onurla çatılan kaşlara,
    Yalnızca sonsuzluğa baş eğen kutlu başlara
    Ben doğaya aşığım,yaratıcının gözüyle sevilen
    Ülkemin güzel insanlarına aşığım gül yüreklilere
    Renk dolu,ahenk dolu,coşku dolu türkülere
    Başı dumanlı pare pare mor dağlarına
    Kekik kokan yaylalarına,yemyeşil ovalarına
    Seher vakti ılgıt ılgıt esen sevdalı rüzgara
    Deli divane ölümsüz yanık sevda türkülerine
    Ölüm dahi olsa ucunda, alınıp satılmayan değerlere

    Nihat Gülle
    Şair ve yazar
    Apr. 9
    kendinizi çok güzel ifade etmişsiniz gerçekten bu kadar güzel anlatılır bir hayat hikayesi
    ama her şeye rağmen bizer yaşamaya devam ediyoruz bende çok darbe yedim çok aşağılandım
    ama her zaman bunu yapanlar benim ayağıma kendileri gelmiştir allah bir şekilde herkesi cezalandırıyor ve mükafatlanmdırıyor
    allahım sizide bu hikayenizden yaşadıklarınızdan dolayı sizi mükakafatlandırsın rabbim yar ve yardımcınız olsun
    Apr. 1
    hacer donmezwrote:
    Selam...Öncelikle alanıma yapmış olduğunuz ziyaretlerden ötürü teşekkür ederim ve Sizinde Kandiliniz mübarek olsun...Alanınızı fazla dolaşamadım ancak bu blokta okuduğum yazı sizi arkadaşlarımın arasında görmek istememe vesile oldu.Kabul ederseniz memnun olurum.Yukarıda ki yazınız etkili olduğu kadar düşündürücü...hayat hayat hayat ....Hiç doğmasaydın, şu an aramızdan eksik olacaktın. Ama eksikliğini bile fark etmeyecektik. “ ....... şimdi burada olsaydı!” bile diyemeyecekti annen baban ve arkadaşların. Çünkü olmayacaktın ve olmadığın için de olmadığın fark edilmeyecekti. Örneğin “......... seni ne kadar özledim!” diyen bir arkadaşın olmayacaktı. Çünkü hepten eksik olduğun için arkadaşın eksikliğini çekmeyecekti.
    Senin anlayacağın hiç var olmamak ölmekten beterdir. Öldüğünde hiç olmazsa, ardın sıra ağlayanların olur, eksikliğini çekenler olur, özleyenlerin olur. Ama hiç yaşamadığında, hesaba katılmazsın, sözün bile edilmez.
    İşte şimdi hesabını yeniden yap; kendini kendinden çıkar. Geriye sıfır kaldığında, yani sen adı bile olmayan bir hücre topluluğu olduğunda seni önemseyen kim olabilir? Tanıdıkların içinde öyle biri var mı? Sevdiklerin arasında seni hiç yokken seven biri var mı? Örneğin, yüzün ortada bile değilken yüzünü özleyen biri var mı?
    Nasıl olabilir ki? Seni en çok sevenler bile seni sen varolduğun için sevdi. Şimdi sen, seni sen yokken bile seven birini düşünmek istemez misin? Seni sen var olduğun içen sevenleri hatırladığın kadar, seni sevdiği için var edeni hatırlamak istemez misin? Birde Kadın hakkında profildeki yazdığınız " kadından korkmak " onu bir bloğunuzda açabilirmisiniz rica etsem...Saygılarımla...
    Mar. 7
    hayat herşeye rağmen güzel sağolun aro paylaşım için...
    Mar. 6
    kardelenwrote:
    SELAMÜN ALEYKÜM..ALLAH RAZI OLSUN...ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIM...HAYAT YİNEDE ACISIYLA TATLISIYLA GÜZEL...BUNLAR HAYATIMIZIN BİR PARÇASI VE GERÇEKTEN İNSANI OLGUNLAŞTIRAN, HAYATINA YÖN VEREN VE BİZLERİN HERŞEYİYLE NE KADAR ŞÜKRETMEMİZ GEREKTİĞİDİR...ELLERİNE SAĞLIK AKDENİZ RÜZGARI....SELAMÜN ALEYKÜM...KARDELEN
    Mar. 4
    idilwrote:
    Hayat, gözümüz önünde duran, görüp-göremediğimiz tüm varlıkların en değerli özü; en değerli cevheri, en değerli meyvesidir.
    Hayatın olmadığı bir kainat, bir anlam taşır mıydı?
    Elbette ki hayır.
    Hayatı olmayan; hayat özelliği bulunmayan varlıklarla dolu bir evren, herhalde ruhsuz bir bedenden farklı olmazdı. Değerini yitirir; sadece kabuktan ibaret kalırdı. Kabuk ise çürümeye, dağılmaya ve kaybolmaya mahkûm olurdu.
    Çünkü, nasıl hayat özelliği, bütün varlıklar âleminin en seçkin ve en değerli özü hayat ise; hayatın en seçkin ve en değerli özü, çekirdeği, meyvesi ruhtur.
    Hem canlı, hem ruhlu varlıkların etrafında pervaz ettiği, emrine amade olduğu bir varlık basamağı daha vardır. Bu basamakta yer alan varlıkları, hepsinden daha değerli kılan cevher ise “şuur”dur.
    Şuurun görevi ise, hayatı ve hayatla bağlantılı her şeyi gözlemlemek, sorgulamak, amacını, gayesini ve hedefini belirlemektir. Nereden geldiğini, nereye gideceğini ve görevinin ne olduğunu muhakeme etmektir. Bütün bu varlıklar içindeki konumunu ve yerini tespit edip, ona göre yaşamaktır.
    Dünya hayatına bir kez daha gelmek imkânsızdır. O halde bu hayatı yaşamak, hayata hayat katmak kendi elinizdedir
    Yaşamınızın her anı düşlediğiniz gibi geçmesi dileğimle sevgiyle kalın


    Feb. 28
    ahmed akwrote:
    selamünaleyküm kardeşim Allah c.c. razı olsun çok akıcı güzel bir üslüpla hayatınızdan paylaştığınız bir kesit.Rabbim her iki cihanda içi dışı nur olanlardan eylesin.hayatta hep edindiği yerin ağırlığını taşıbilen insanlar geldiği yeri özünü unutmayıp olumsuzlukları olumlu yöne çekenlerdir.hoşça bakın zatınıza...dua ile
    Feb. 26
    Bu bir saklambaç oyunuysa...Ne kadar saklanrsan saklan,hayatın seni sobeleyecek olmasını bilmek ,mızıkçılık etmeden oyunu kuralına uygun oynamak,ilk fırsatta omzuna dokunup sobelemak hayatı belkide..Yediğin her tokatta, yenildiğini düşünsen de,aslında farkında olmaktı 1-0 önde olduğunu ve havale etmekti ilahi adalete zalimleri...Bilmekti...ne kadar zor olsa da mazlum ve mahzun Hak katında değerli idi,yüreği olanın gözünde hüzün vardı...Yüz çevirmekti aslında seni haketmeyen sevgisiz suretlerden.Kuluna dik,Rabbine boynu bükük olmaktı...Başlı başına bir dünya olmaktı,yaşatabilmek için baharı,yazı,kışı ve Bismillahirrahmanirrahim diyerek uyanmaktı sehere ve gözyaşlarıylada olsa,kızıllığında bir tebessüm bırakabilmekti güneşin yüzüne...Teşekkür ederim arkadaş,kalemine,gönlüne sağlık,yürekten selam ,saygı ve dualarımla Allaha emanetsin
    Feb. 24
    beyaz orkidewrote:
    Saygıdeğer ve çok sevdiğim abim..
    hayatından alıntı bu kısa özeti okurken tıpkı bir film gibi her halini ve anını gözümde canlandırdım.. o küçük çocuk gibi düşünüp onun gibi acı çektim biran.. ve istedimki bende o olayların içinde olsaydım ve derdine bir nebze çare bulsaydım..
    Fakat anlıyorumki, insan acı çektikçe İNSAN oluyor. Yani bu fani dünyada gamsız ve kedersiz yaşamak bence HAYVAN olmakla eşdeğerdir.
    Geçmişden üzüntü duyuyorsak, şimdiki halimizden haberdar ve gelecek kaygısı yaşıyorsak işte biz İNSANIZ..
    Seninde yaşadığın onca sıkıntıdır benim sana olan saygınlığım.. senin yaşadığın o sıkıntılar aslında seni güzel ve olgun insan yapanlar.
    Bundan sonraki tüm yaşamında hiç bir sıkıntı ve keder görmemen dileğiyle.. sonsuz sevgi ve saygımı bilmeni isterim..
    varlığınla mutluluk duyan kardeşin..
    Feb. 23
    ali sönmezwrote:
    ...............''Üç unsur şahsımı mutlu etti… Bebekler doğa ve hayvanlar… Üç unsurdan zarar görmedim… Onlarla iç içe olduğumda huzur mutluluk sevinç ayrı bir haz aldım tarifi güç… Ne vakit hüzünlü oldum… Mavi dalgaların esen rüzgârına attım… Güneşin yakamozu ile başlayan gün esen rüzgârın tene değişi, martı çığlıkları, balıkların dansı akşamın ayın şavkını düşüşü ile suya son buluyordu… ''

    Değerli dostum, kardeşim, hemşehrim..
    Yaşamında kilometre taşı olan olayları büyük bir titizlikle okudum..Hani derler ya ''Yaşamak böyle birşey işte''
    Güzellikler çirkinlikler olduğu için vardır..Kötülük olmasa iyliğin değerini kimbilebilir ki..Siyah ak olduğu için siyahtır.
    Beyaz olmasa siyahı bilemeyiz..Ben şunu ömrümce söyledim, her insan bir roman, her insan bir öyküdür..Olayların
    birçoğu kendi elimizde olan şeyler değil, kendiliğinden oluşur..Aklımıza fikrimize gelmeyen bir olay, bir anda
    yanımızda oluverir..''AYRINTI'' diye atladığımız birçok şey hayatımıza yön veren bir olgu olup çıkar karşımıza..
    Öyle ki yaşanan her iyi veya kötü şeyin, bizlere öğretti birçok deneyim, müdafa, sabır gibi veriler kazandırır.
    Bir alan arkadaşımızın alanında şöyle bir cümle vardı ''Ben Allahtan başka hiçbirşeyi olmayan, Allah'tan başka
    herşeyi olana acırım'' Diyor..İnançlı insanlar, her zulumde, her çaresizlikte, her umutsuzlukta sabır etmesini
    bilen insanlardır..
    Değerli arkadaşım..Her yeni gün, insanoğlu için bir başlangıçtır..
    Bundan sonra herşeyin güzel olmasını temenni ederken, yaşanmış herne varsa, geleceğe ibret olmasın
    dilerim.
    En samimimi duyğularımla, gönül dolusu güzellikler sana..Sığ düşüncelerin öfkesinden uzak, karamsarlığından
    uzak mutlu bir ömür dilerim..Esenlik içinde kal..


    Feb. 22
    yasminwrote:
    Değerli Kardeşlerim!

    Adaletin, hak ve hukukun gözetilmediği ortamda zulüm vardır. Şüphesiz insan onur ve şerefiyle bağdaşmayan, temel hak ve hürriyetlere aykırı her türlü tutum ve davranış zulümdür. Bir insanın asla vazgeçemeyeceği hayat hakkından tutun da, emeğinin gaspına, fitne, fesat, iftira ve gıybetle huzur ve mutluluğunun elinden alınmasına varıncaya kadar sözlü ve fiili her türlü tutum zulümdür.Hiçbir sebep zulmü, meşru kılamaz. Dinimiz, gerek insana gerekse diğer canlılara karşı zulmü kesin olarak yasaklamıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Allah zulmedenleri sevmez.”2 buyurularak, zulüm ile Allah’ın rıza ve sevgisinin bir arada bulunamayacağına vurgu yapılmıştır. Sevgili Peygamberimiz de yemin ederek insanlara haksızlık ve zulmeden kişinin, cehenneme gireceğini, cennetten de mahrum bırakılacağını ifade etmiştir. 3
    herkezin hayatında bir roman yazılıyor... hayat bir okuldur ve zamanla bu mastıra kadar varıyor RABBİM hayırlara vesile kılsın a.e.o. çok duygulandım inş bundan sonrası istediğin gibi olur ...
    Feb. 21
    Yürek nükleer güç merkezidir. Sevdiği zaman sevdiğine cennet, sevmediği zaman nefret ettiğine cehennem kesilir…

    İnsanın kazanılması ne denli büyük bir saadetse kaybedilmesi de o denli korkunç bir felakettir…

    Bir benimle ne çıkar demeyeceksin, baharın haberini karın altında kışa inat açan kardelenlerin verdiğini unutmayacaksın…

    Kim var diye sağa sola bakmayacaksın, ben varım diyecek ve yürüyeceksin…

    Önce seveceksin, garazsız ve ivazsız, pazarlıksız, bedelsiz seveceksin, sevginin illeti ölümsüz olacak ki sevgin de ölümsüz olsun…

    Bir insanın yüreğinin aydınlanmasına vesile olduğunda dünyanın tapusunu sana vermişler gibi sevineceksin!

    Onu kınamak yerine karanlık yüregine ışık tutacak, sevgiden oltanı gönül ummanına şefkatle atacaksın…
    Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin;
    Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!
    İsterseniz hayat aşını verin;
    Sayılı nimetler bal olsa yemem!
    Ey akıl, nasıl delinmez küfen?
    Ebedi oluşun urbası kefen!
    Kursa da boşluğa asma köprü, fen,
    Allah derim, başka hiçbir şey demem



    Sevgileri yarınlara bıraktınız,

    Çekingen tutuk saygılı

    Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı;

    Bitmeyen işler yüzünden

    ( Siz böyle olsun istemezdiniz )

    Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi

    Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı

    Siz geniş zamanlar umuyordunuz

    Çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek

    Yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği,

    aklınıza gelmezdi.

    Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı

    Gecelerde ve yalnız

    Vermeyi az buldunuz yahut

    Vakit olmadı.

    Başkası bir işi uzun sürede yapıyorsa, yavaştır...
    Ben uzun sürede yapıyorsam, titizimdir...
    Başkası bir işi yapmıyorsa, tembeldir...
    Ben yapmıyorsam, meşgulümdür...
    Başkası bir şeyi söylenmeden yapıyorsa, sınırları aşmıştır...
    Ben söylenmeden yapıyorsam, inisiyatif kullanmışımdır...
    Başkası bir görgü kuralını çiğniyorsa, kabadır...
    Ben çiğniyorsam, kendime özgü biriyimdir...
    Başkası amirini memnun ediyorsa, yalakadır....
    Ben ediyorsam, ortak çalışmadır..
    Başkası öne geçerse, kuralları ihlal etmektedir...
    Ben öne geçersem, bu sıkı çalışmanın ürünüdür..
    SEN=BEN NE MUTLU BİZE DOSTUM...SAYGILARIMLA


    Feb. 21

    Trackbacks

    The trackback URL for this entry is:
    http://afg0133.spaces.live.com/blog/cns!2377EE9A206352C7!5718.trak
    Weblogs that reference this entry
    • None