AKDэηİZ яÜZGÂяI...'s profile••████®AKDэηİZ яÜZGÂяI™█...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    January 17

    Ateşe su Leyla…

                          

    İlgili aramalar: kendine - iyi - bak - sesli - şiir
     

     

    HENGÂME


     Gülkurusu düşlere vurgun saatlerim

    Sabırdı en büyük erdemim

     

    Gök kuşağının yedi rengi siyah benim

    Vuslata ermedikçe titrer tenim

     

    Semada çığlık atar yarasalar

    Katran karası gecede ıslık çalar baykuşlar

     

    Baki sonsuzluğu somuruyor gayri nefesim

    Dar kafesinde sükûta ayak uydurur sinem

     

    Aynalarda gülüşen kirli yüzler

    Âşk şarabı tebessümümü süsler

     

    İniş çıkışlı bir hengâme

    Dermanı yoksa derde ne çare

     

    Nihayetinde tren kalkar, varacağı yer son durak

    Emanetin sahibi Hak, ineceğin yer kara toprak…

     

    Ahmet F. GÜVENÇ

    -Orijinal Afg-


     

    ÂŞK'A DAİR...!


     
    "Çırpınan kalemden çıkan dil

    Âşka susayan gonca gül

     

    Feryadımda âşka dair indirdiğim nağmeler

    Halime güldü geceye yansıyan gölgeler

     

    Hayalini konuştuğum suskun duvar

    Ney iniltisinde âşk şarabı sunar

     

    Rüzgârın sırtında taşıdığım umut

    Ayın şavkı düştüğünde kalan sükût

     

    Sevdaya dair kapandı mabedim

    Tek hece kaldı dilimde benim

     

    Hali şikâyet eden bedbaht şair

    Bitir bu şiiri sonsöz vuslat âşka dair."

    Ahmet F. GÜVENÇ

    -Orijinal Afg-


     

     
     

    VURGUN...!


     
    " Seyrine daldığım sema

    Katran karası gecede kan kusturursun

    Ruhumu dinlendirdiğim derya

    Sükûtumda dalgalarınla sineme vurursun."

    Ahmet F. GÜVENÇ

    -Orijinal Afg-

    -Orijinal Afg-

     

    Lâle aşkı dilime düştü lal oldu… Gönlüme düştü ah û zar oldu…

    ''Dilimde sitem değil yaşanmışlıkların izleri

    Kirli sakal sahte tebessüm ile gözler donuk

    Asi gururun çirkin yüzüyüm

    Bırak kendi haline dönsün dünya

    Elemlerim suskunluğun zikrinde

    Taş başlı toprak döşeğim

    Kırkayaklar çıyanlar yoldaşım

    Aldığım her nefes haram olmuş

    Hakkını veremediğim emaneten ötürü…!''

     

    ''Çöl iklimi gecenin sabahında

    Kavruk toprağın bağrında

    Gül goncası suya hasret

    Rahmetin nur damlasını

    Nefes, nefes çekse içine

    Gül cemresi yangınları

    Ab-ı hayat katreleriyle

    Nihayete erer mi?

    Ahuzarı ile âlem titrer

    Rüzgârın her dokunuşu ile

    Çözülür düşleri

    Tebessüm düşer gül yanağa

    Solgun can renk bulur

    Vuslat ateşi

    Deryayı Rahmette son bulur…!''

     

    ''Bir yanımda düşük baş

    Sineme bastığım taş

    Terazide kefe, sefil dil sitemde

    Söyler misin denge nerede…!''

     

     Ahmet F. GÜVENÇ

    -Orijinal Afg-


    Kanayan yürek gözlere inen sis
    Beynimi hunharca katleden kis
    Ruhum temiz bedenim pis
    Gül gülüşlü düştü ölüm

    Zaman trende sükûta yolculuk düş
    Aynalara yansıyan acı gülüş
    Ömür zembereğinden son düşüş
    Gül gülüşlü düştü ölüm

    Ruhuma ıstırap olan suçtu
    Beyaz kuşun kanadında uçtu
    Seher vakti salasında muştu
    Gül gülüşlü düştü ölüm


    Ahmet F.GÜVENÇ
    (orjl)
    25.08.09_00:14
     

     EYVALLAH ETMEDİM

     

    Uçurum kenarında duran gölgem

    Para deyip taptıklarınadır öfkem

    Şöhret dediler, dilimde sitem

    Hak’tan gayrisine eyvallah etmedim

     

    Siluetim mahcup suya düşer

    Çakar gözümde kızıl şimşekler

    Yadigâr kalır tenime oyma döşekler

    Hak’tan gayrisine eyvallah etmedim

     

    Hayalet gibidir titreyen ceset

    Nefsim, önümde yedibaşlı set

    Ruhumu istilaya uğratan nefret

    Hak’tan gayrisine eyvallah etmedim

     

    Mavi denizim gök karanlık

    Doğar mı yeni günüm aydınlık

    Kirli uykularımın rüyasında çığlık

    Hak’tan gayrisine eyvallah etmedim

     

    Ela gözlerimi bürüyen kan

    Vuslat muştusuna hasret can

    Her dem Aşk ile haline yan

    Hak’tan gayrisine eyvallah etmedim

     

    Pencerem kapalı camın kırık

    Ruhumu ıstıraba uğratan çıkrık

    Ömrüm Azrail pençesinde yıkık

    Hak’tan gayrisine eyvallah etmedim

     

    Ölümle doğdum ölümle düştüm

    Aynalara baktım halime güldüm

    Güldüm gül dibinde öldüm

    Hak’tan gayrisine eyvallah etmedim

     

    Ahmet F. GÜVENÇ

    ( orjl )

    27.09.09_00:47

      

    MAZİYE TÜTEN BACA MİSALİ

    Gam yeşertir durgun akan sular
    Boynumda takılı nefs dizgini yular
    Erguvan açan düştür hatıralar
    Maziye tüten baca misali

    Çöl ikliminde yolcuyum kavrulur dururum
    Asi rüzgâr önünde savrulur dururum
    Pervazsız pencerede avunur dururum
    Maziye tüten baca misali

    Heybem delik düşer hatıralar
    Hayalimi yansıtan sırlı aynalar
    Ölü suskunluğuma kanat çırpar
    Maziye tüten baca misali

    Deryaya daldım sular soğuk
    Istırap süslü benliğim boğuk
    Karamsar duygulu gözler donuk
    Maziye tüten baca misali

    Göğsümde çıkacak son nefes
    Kalmadı gönlümde yaşam için heves
    Azrail kınından çıkan ses
    Maziye tüten baca misali


    Ahmet F. GÜVENÇ
    ( orjl )
    28.08.09_00:48


     

     
                   
     

     Gaflet devam etmektedir. Zehirli bal kaşıkla değil, petek petek yenir.

    Gaflet içinde gaflet;

    “Gel ey Leyla, gel ey candan yakın canan uzaklaşma, Senin derdinle canlardan geçen Mecnun’la uğraşma”

    yazdırmıştır defterin sırlı bir yerine. Yalnız deftere değil,


    “Kalmasın bir nokta-i muzlim bu sevda yolunda” dercesine, halka arz edilen paçavralara da…

    Çile mevsimidir lâleler için…

    Soğuk, lâlenin kalbini yakmalı ki, içinde gizlenen esmâ aşkını nazarlara döksün…

    Çilesiz ruhlar ham yapılıdır, gelene sevinmez, gidene de üzülmez. Lâle kırağı görmeli ki, açsın. “Lâlenin çilesi de yalnızlıktır toprak altında.” diyerek,

    bir yandan karı, diğer yandan donmuş toprağı eşeleyip içine tohum yerleştirenler, gözyaşı dökerken bunu mırıldanırlar. Ama anlaşılmaz bir dua daha vardır oracıkta dillenen; ancak bu ne duyulur, ne de hissedilir. Eller açılıp, nefse tatlı gelenlerin terkedilme zamanı gelmiştir.

    Toprağın altındaki lâleler, üstündekilerin açılmasını beklerken bilinmez bir hisle kavrulmaktadır
    . “Müneccimle muvakkît ne bilir, Dertlilere sor geceler kaç saat?” terennümü başlamıştır.

    “Bir yâr olsun, bize Mevla’nın yolunu göstersin, ‘çile ile gel’ değeri bilinsin.”  Bahar günleri yaşanırken acı bir rüzgâr eser. Açılan çiçekleri yakar, kavurur.

    Cemre beklenirken kırağı düşmüştür lâlelere.

    Demek ki; çile noksan kaldı, bize düşen gayrı sabırdır, sonu şeker şerbet olan, ama kendisi zehir olan sabır…

    bazen bahar bazen kıştır yaşanan; ama görülen duyulan hep aynı şeydir. Başka yananlar da vardır. İyiyi kötüden ayıran sırrı söyleyenler gayret ederler; art arda gelen harfler kelime olup, okunsun diye uğraşırlar. Ve tevfik Mevlâ’dandır.

    Beyaz lâle, ortada sarı ve kırmızı gül tomurcukları, çiğdemler, mor menekşeler en sonunda Leyla’ya ulaştırılır.

    Zaman başkalaşır, mevsim değişir, çile dolmaya doğru gider. İlâç, ecza mesabesindedir ama, yine de şifa bir türlü gelmez:


    “Derman arardım derdime / Derdim bana derman imiş.”

    Gönül yangını silip atmıştır nahoş şeyleri. Dikenler gitmiş; gül kokusuyla, rengiyle ortada kalmış; ateş, günah yollarını tıkamıştır.

    Evvelden hissedilemeyenler yaşanmaya başlanmışır:

    Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem; Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım!” hali tercüme eden tefsir gibidir.

    Güneşin lâleleri bitirdiği mevsim gelir. Ümit ferleri tükenmeye yüz tutar. Derken eski defterin kapalı sayfaları açılır.

    Milimetrik oturan bir zaman tevafuku beyinleri zorlar, ye’sin yerleşeceği yerde; “Vazgeçmiş olaydı aramaktan ne bulurdu? 

    Elbet biri candan, biri canandan olurdu.” mısraları, mevsimin geçmediğini bağırmaktadır sanki. Güz tekrar bahara döner, hayalin bahçeleri yeniden açmaya başlar…

    Ateşe su Leyla…

    Sample picture

    Filiz GÜL

     

    AH ME T

     

      Teşekkürler yaren su

    e43gfyt65.gif picture by MarjuskaAKDENİZ RÜZGÂRINIe43gfyt65.gif picture by Marjuska

    DİNLİYORUM…!

    Elimde bir fincan çay
    Sahilde oturmuş
     Akdeniz Rüzgârını dinliyorum
    Ve
    Ağlarda
    Çırpınan balıkları
    İzliyorum

     e43gfyt65.gif picture by Marjuska

    Bir yaprak düştü
    Yere
    Rüzgâr kulağıma fısıldıyor
    “Ağlıyor dinle
    Ayrılık acısı çekiyor
    Yaşam bu işte
    Bir var bir yok oyunu”

    e43gfyt65.gif picture by Marjuska
    Bende
    Kitaplarca
    Yıllarımı serdim önüme
    Acısıyla
    Tatlısıyla
    Ve
    Sevinciyle

    e43gfyt65.gif picture by Marjuska

    Of be çılgın Akdeniz  Rüzgârı

    Dalgaları getirme üstüme
    Anladık işte
    Sonbahar
    Sonbahar
    Vakit tamam deyip duruyorsun

     
     e43gfyt65.gif picture by Marjuska

    Kapıldım Akdeniz  rüzgârına,
    Savruluyorum baksana.
    Kuruyan yapraklar gibi,
    Bir o yana, bir bu yana.

    e43gfyt65.gif picture by Marjuska

    Akdeniz  rüzgârı hızlı eser,
    Ayağını yerden keser.
    Direnirsen pişman eder,
    Hayatını zindan eder.

    e43gfyt65.gif picture by Marjuska
    Kapat sen de gözlerini,
    Dinle rüzgârın sesini.
    Hisset sıcak nefesini,
    Rüzgâr okşasın tenini.

    e43gfyt65.gif picture by Marjuska

    Ama
    Ben
    Güneşi batırmadan denize
    Bir çay daha içmek istiyorum
    Beni rahat bırak

    Hoşçakal...

    e43gfyt65.gif picture by Marjuskae43gfyt65.gif picture by Marjuska

    Copyright ©2009 Akdeniz Rüzgârı™

    Image hébergée par Casimages.com : votre hébergeur d images simple et gratuit

    Comments (14)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    idilwrote:
    bugün içimde sana ağlayan çocuğu susturdum,
    olmayacak sihirlerden uzaklaştırarak...
    turuncu bir hayal kurdum,
    birden çalgılar sustu..!
    anladım ki sadece gözlerindi serenat...........

    köz oldum;
    sözlerim bile çekmiyor ağırlığımı,
    ve her biri ayrı kefeye konmuş
    acılarımı bir bohçada toplayarak,
    teselli arıyordum bakışlarında........

    külüm uçuştu;
    bir rüzgar esti sanki batıdan direkt,
    sesim dağıldı aniden hüzün kumsallarına,
    fikrime asılı kaldı içimdekiler,
    yutkundum....
    karşımda mağrur duruşunu unutmuyordum...
    dumanım şimdi;
    ne olmuş griysem ? ve mavi yoksa hayatımda...
    senin rengin oluyorsam her gece ne olmuş???
    dağılıp bir rüzgarla doluyorsam odana,
    ve meydan okumuşsam siyaha ne olmuş??

    sessizim şimdi;
    aşk gözyaşı tacirlerinin eline düştü,
    şifa öldü,
    sevdalılar yaralı,
    tutku bu gece ayrılıkla nikahlandı..!
    turuncu hayaller siyaha çaldı,
    aklımda sıcacık ela bakışın kaldı...

    düşündüm;
    yorgunum şimdi,
    alamazdım artık bu hayattan bir tat,
    umarsız bekliyorum penceremde
    anladım ki sadece gözlerindi serenat....

    May 13
    idilwrote:
    Rotasını silmeli önce yüreğin
    yola çıkmalı sonra duygu seli
    geçmişin iç çekişlerine sünger çekerek
    sabahlı gözleri takarak bakmalı aşka
    düşleri gece giyerek uyumalı ki
    yeniden bahara uyanmalısın gülümseyerek.
    yeni fırça darbesiyle boyamalı tuvali
    renkleri ilk kez görmüşçesine sevinmeli
    yürürken bulutlara basmalı umarsızca
    yağmur teninde konukken
    saçlarından süzülmeli arzular
    ve eski gözleri bir kuytuya bırakmalı
    karanlıklara da verebilmelisin düşünmeden…
    ve hiç kimse sormaz sana
    hangi düşlerin koynunda uyudun
    hangi rüyada mutlusun
    repliği yoktur hayatın
    yolculuklarda ertelenmez
    yalnızlık şarkısında nakarat olduğunu
    kimseler bilmez…
    masallardan çıkıp gelmez kahramanlar
    onlar görmek istediklerimizdir
    her roman kendinin efendisi
    her öykü başka yüzün devşirmesi
    ve aşk köleliğin kelepçesi
    ruhuna kilitlenen şiirlerden…
    yalan öksürüktür kelimeler
    boğazında hırıldanır kuşku kümesi
    ve şiirler yol değiştirir
    fotoğraflara saklanır şehirler
    tek başına yürüyen kazanır
    sabır teknesi sadece sinendir
    kendini boyarken hayat tuvalin.
    Şehirler aşkın evi değildir, tuvalde kalan renklerde, fırça darbesidir aşk,
    kendi imzasını atan tek delil…
    Tek ağaçlı, tek oturaklı, kar bakışlı izlerdir hayat senfonisi,
    müziği sana has…

    May 13
    Hurma kötüğü bana aşkı öğretsene

    Bir hurma kütüğüne dayanarak hitapta bulunurdu.
    Pür dikkat dinleyen aşıklarına.
    Duyulan ihtiyaç üzerine
    Bir minber yaptılar SULTANA.
    onun üzerinde hutbe vermeye başlayınca
    kendisini terketmesi üzerine
    hurma kütügü,
    Bir deve inleyişi gibi
    inleyip ağlamaya başladı.
    Alemlerin NURU zirve peygamber,
    minberden inip kütüğü meshedip okşadı.
    Kütük inlemeyi bırakıp sükunet buldu.
    O seviyordu ya artık aglamıyor,inlemiyordu.
    emir verdi GÜL SULTAN.S.A.V.
    KURURSA BU HURMA KÜTÜGÜ AŞKINDAN
    Minberin altına gömün,
    isterim bizden ayrılmasın.
    KURUDU....!
    GÖMDÜLER....!

    EY TAŞ GÖNLÜM DUYUYORMUSUN...!
    BİR KÜTÜK BİLE OLAMIYORSUN...!


    EY HURMA KÜTÜĞÜ
    BANA AŞKI ÖGRETSENE...
    dua ile can abim yüreğine sağlık a.e.o
    Apr. 15
    Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde,
    Bu gece yine için için yanıyorum,
    Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum,
    Seni, gidişini, sevişini, herşeyini...
    Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim,
    Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor...
    Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde...
    Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum,
    Onları sana benzetiyorum,
    Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali...
    Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece,
    Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü,
    Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu,
    Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını
    Ve birgün ansızın bırakıp gidişini...
    Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını,
    Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum,
    Bir daha çıkamasın diye...
    Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin,
    Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin?
    Gittin son bir veda ile gözü yaşlı,
    Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı,
    Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım...
    Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım,
    Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine,
    Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala...
    Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz,
    Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz...
    Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm,
    Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm,
    Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna,
    Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna,
    Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin,
    Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı,
    Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna,
    Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin...
    Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın,
    Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin...
    Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün,
    Ve ardına bakmadan gittin...
    Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım...
    Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz,
    Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil...
    Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç?
    Parça parça edilmiş, yıkık ve virane,
    Bir o kadarda vefasız...
    Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım...
    Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm...
    Unuttum dedim, unutacağım dedim,
    Unutamıyorum dedim, unutmam dedim...
    Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden,
    Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde,
    Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde,
    Hatıraların, gözlerin ve sözlerin...
    Şiirlerini getirdiler bana,
    Beni öldüren şiirlerini...
    Vefasız dediğini duydum, yıkıldım,
    Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma,
    Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi,
    Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım...
    3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim...
    Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde...
    Belki birgün sesini duyarım umuduyla
    Telefon bekledim günlerce,
    Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca
    Ağladım ağladım,
    Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım...
    Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye,
    Olurda içinde görürler beni diye...
    Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye,
    Olurda içinde seni görürler diye...
    Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken,
    Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye,
    Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın,
    Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce,
    Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle...
    Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum,
    Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde...
    Düşmüyor adın hiç dilimden,
    Öleceğim gülüm bir gün ben,
    Senin sevginden, senin derdinden...
    Bir gün göreceğim yine belki seni,
    Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni...
    İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım,
    Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım...
    Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye,
    Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi;
    Seni unutmam için öldürseler bile,
    Karşılık olarak dünyayı verseler bile,
    Darağacı kurup idam etseler bile,
    Senden başkasını asla sevmeyeceğim...
    Apr. 11
    ahmed akwrote:

    Aşk ve Yolculuk





    KÂİNATIN BİNBİR köşesine binler ihtiyaç ile bağlanan insan, binbir esma ile yaradılışı gereği ilgilidir. Mahiyeti yücedir insanın, fıtratı câmia. Özlemle, sevgiyle, aşkla donanmıştır ruhu.

    Şiddetli ihtiyaç, özlemdir, şevklenmedir.
    Şiddetli özlem ve şevklenme ise sevgidir.
    Şiddetli sevgi, aşktır.

    Aşkın çekirdeği, insan ruhunun derinliklerinde gizlenmiş, oraya ustaca yerleştirilmiştir. Kâinattaki binbir güzellik, aşkın çekirdeğini filizlendirmek, çiçeklendirmek, meyvelendirmek için konuşur, eser, yağar, gürler, sessiz söyler, bakar, dinler, dinletir. İlk andan itibaren yolculuğa çağırır aşkın çekirdeğini.

    Aşk, aşkın olan’a ulaşabilmek, çekirdekten ağaca dönüşebilmek için uzun bir yolculuğa çıkar sonunda. İhtiyacının, şevkinin, sevgisinin derecesine göre biçimlenen bir yolculuktur bu.

    Aşk, arayış gemilerine binip güzellik denizlerine açılmıştır.

    Aşk, semaya gözlerini dikmiş, yıldızları seyre dalmıştır. Âlemlerin gök ve deniz şehirleri, yeryüzüyle birlikte aşkı, daha doğrusu aşkı taşıyan ruhu beklemektedir okunmak için.

    Aşk, okumayı öğrendiği, okuyabildiği oranda mutluluğu tadabilecek, binlerce muştu mektubunu açabilecek yaşam seyrinde.

    Mâşukun güzelliği, âşığın nazarını gerektirir. İnsan da hayret ve tefekkürle, takdir ve tahsin ile aşk yolculuğundadır; güzelliklerin farkında ise.
    Güllerin ve çiçeklerin yüzlerini güzelleştiren, o güzel yüzlere arılardan, bülbüllerden âşıklar da icat etmiştir. Güzellerin güzel yüzlerinde güzelliği yaratan, elbette o güzelliğe müştakları da yaratmıştır.

    Okunmayı bekleyen güzellikler, çiçekte, kelebekte, göğün güzel yüzünde değildir her zaman. İnanmanın, adaletin, merhametin, ruhun da güzelliği vardır. Hastalıktaki, ölümdeki, depremdeki, musibetlerdeki hikmet güzelliği de okunmayı bekler.

    Neler yoktur ki aşk yolunun üzerinde... Mucize manzaralar, denizaltı âlemleri, insan güzelliği, hayran olunası esintiler, semavatta ve insan ruhunda gizli defineler, kuş seslerindeki mesajlar... Aşk çekirdeğinin gür bir sese dönüşebilmesi, güzellikleri görebilmek ve onlarla ruhsal evrende konuşabilmek iştiyakına bağlı.
    Cemal, hüsün, güzel sözcükleri değişik giysilerle çıkıp dururlar karşısına aşkın. Bazen de celalden tecelli ederler. Cemildir cemalin gözünde celal; celildir celalin gözünde cemal.

    Özlem-sevgi-aşk üçlemesi, ihtiyaç temelinin üstünde yükselir. Sonsuzluk ülkesine ihtiyaç duyan, sevgiye muhtaç olan insan, aşk makamında zirvelere tırmanır. Dünya gurbetinin sancılı, sıkıntılı, hasretli bekleyişi, bir başka âlemde konuşlandırılma gerçeğinin habercisidir.
    İşte insanın bekleyişi, güzellikleri arama yolculuğunun adıdır. Bu yolculuğun sonunda aşk vardır. Başında ise aşkın çekirdeği.

    Aşk, güzelliklerin adında veya ardında hep “bir”ini arar. Güzellikler “bir”inin konuşmasıdır zaten. Bu ses, aşkları çağırır yanına. Aşkla güzellik arasında ise yol haritası vardır.

    Kalp haritası, yol haritasıyla örtüştüğü oranda yolculuk sükûnet içinde sahile doğru akar. Kalp “aşkın” asliyetini korudukça...

    Taha Çağlaroğlu


    selam ve dua ile kardeşim
    Mar. 31
    sevgiwrote:
    Aşk,
    Kâbe’nin siyah örtüsüne yüz sürenin gözünden dökülen
    Aşk,
    Mecnun Leyla’ya “sen de kimsin” dediğinde maralların gırtlağına tıkanan
    Aşk,
    Hesap gününde anaya yavrusunu unutturan neyse
    Herkesi ve her şeyi öyle unutturan
    Aşk,
    Yangın yeri
    Aşk,
    Talan
    Aşk,
    Dağları yürüten
    Bir gece ayı sol, güneşi sağ eline verseler de vazgeçilmez olan

    Aşk,
    Damda deve aratan
    Balıklara iğnesini getirten
    Ebu Bekir adında birini yoldaş eden
    Aşk,
    Fatıma’nın paklığı
    Zeyneb’in cesareti
    Vahşi’nin keşkesi
    Aşk,
    Meryem

    Tahta atların üzerinde anakaralar aşıran
    Kâğıt gemilerle okyanusları bitiren
    Oyuncak kılıçlarla haramileri düşüren

    Aşk, İkindi
    Aşk, Şimdi
    Aşk, Bekleyen
    Aşk, Hatice

    Kimsenin kimseye hayrı olmadığı yerde
    Yine de ilk akla gelen
    Sonsuz karanlıkların ortasında
    Vurgun yemiş bir çığlıkla çerağlar yakan

    Aşk,
    Koşmak
    Aşk,
    Safa ile Merve arasında olmak
    Aşk,
    En çok ağlamayı kendine yakıştırmak
    Aşk, Ummak
    Koşmak, koşmak, koşmak
    Aşk,
    Hacer

    Bir aba
    Bir hırka
    Bir nefeste kırkbin kere adını söyletebilen
    Aşk,
    Mevlana

    Bütün evliyaların gizlediği
    Bütün abdalların izlediği
    Bütün dervişlerin içlerinden geldiği gibi
    Aşk,
    En çok İsa’ya yakışan
    Sabırsa Eyyub’a yazılan
    Merhametse son Nebi’ye inen
    Aşk,
    Denizler tutuşturulduğunda
    Dağlar yürütüldüğünde
    Yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde
    Herkesin her şeyi
    Her şeyin herkesi unuttuğu günde
    Aşk,
    Unutmamak

    Aşk,
    Eczası olmayan vurgun
    Aşk,
    Onun gidişinin ertesinde dudakların kuruması
    Kayıp giden yıldızların şarkısını söyleyebilenlerin
    Kıskanç kervanların zümrüt yüklerine
    Dönüp bir kez olsun bakmayanların yeteneği

    Aşk,
    Gözükaralık
    Aşk,
    Yalnızlık
    Aşk,
    Öksüz şehirlerin kapısında
    Bağdatta, Gazzede, Kandeharda, İstanbulda
    Isırdıkca kanayan dudaklardan dökülen sözlerle
    Havanın nasıl, saatin kaç olduğunu sormak
    Aşk,
    Hiç kimsenin hiç kimseyi bu kadar sevmemesi
    Yağmurun incire, zeytinin bala söylediği
    Anla işte
    Aşk,
    Onbir yaşındaki Muhammed’in annesi

    Aşk,
    Eylem
    Dünyanın en güzel başkaldırması
    En güzeliyle hem de dünyanın
    Bir hırkadan, yazılmış en güzel şiiri bulup çıkarmak
    Aşk,
    Hiç kimsenin hiç kimseyi bu kadar güzel beklememesi

    İbrahim SADRİ
    Feb. 24
    **Ey Allahım! Bana öyle bir bakış ihsan et ki, beni samimi bir şekilde sana yükseltsin.Çünkü kendisini sana tanıtan kişi meçhul olmaz.Sana sığınan kişi yüzüstü bırakılmaz.Seninle sevinen elbette ki neşelidir.**

    **Ey Allahım! Ayaklarım senin hzuruna varmak için hızlandı, gözüm sana doğruldu,ellerim senin lutfuna açıldı,sesim sana çığlık attı.Seni hiçbir nida usandırmaz sana dua eden hiçbir kimse düş kırıklığına uğramaz.**

    **Ey Allahım! Bizi yeryüsünün her tarafında Sana hizmet eden öğrenci,seçtiklerinin en hassına dost, kapında itifakta olan müritlere ahbab yap.**

    **Ey Allahım! Hatalarım beni senin güzel lutuflarından mahrum etse de güzel hediyelerine olan kesin inanç beni yakınlaştırıyor.**

    **Ey Allahım! Karşılık vermenin elemi beni ateşe davet etse de,sevabının bolluğu cennete davet etmektedir.**

    **Ey Allahım! Bir an bile olsa beni, daima kötülüğü emreden nefismle baş başa bırakma! **

    **Ey Allahım! Hem sana hem de bana şeytan düşmandır.Bizi affından daha kötü bir yara onu kızdırmayacağına göre,bizi AFFET!**

    Amin.. Amin.. Amin...
    Feb. 19
    yasminwrote:

    Şimdi kelimelere dökülüyorken kan...
    Sıçrıyor okudukça üstüme,
    Gelme aşk kaldıramam seni
    Yorgunum, bezmişim, yama gibi durur sevmelerim üzerimde
    Sen ki bana sevdirme kendini
    Geceleri çökünce karanlık üzerimde
    Kaybolursun…
    Kırılırsın, incinirsin
    Yanarsın…
    Aşk elimden düşer gidersen bir gün bana söver kahrolursun…
    Aşk…
    Söyleyin ne olur ona benden uzak olsun…
    Kapatıyorum her gece gözlerimi
    Düşünceleri kilitliyorum dolabıma
    Sırtımı dönüyorum kıyamayıp alırım başucuma diye
    Sonra bir efkâr gecenin karanlığında
    Yığılıyor yatağın ucuna
    Sen geldin sanıyorum aşk…
    Bakma bana alamam seni koynuma
    Susarsın
    Aç kalırsın
    Yıpranırsın yüreğimde…
    Gece bitmek bilmez sabah gelmez penceremden içeri
    Üstümde bir soğukluk ürpertir beni
    Korkum şakaklarımdan sızıyorken
    Soğuk bir örtü olup serilecek kefen gibi başımdan ayakuçlarıma
    Aşk hep susuz aç kalacak avuçlarımda
    Bakma bana öyle…
    Gitmek çare değil ama ecel neylersin
    Cesaretim var artık soluğum yetmez
    Yüreğim yine yakar bilirsin…
    Aşk hep benden uzak ol dedimse de dinlemedin…
    Bu sefer kimseye söylemem
    Aşk yalandı
    Aşk yalan
    AŞK!
    aşk ALAN.......................
    Feb. 12
    .....wrote:
    Mutlu Pazar Günü Ahmet.
    Teşekkür tüm mesajları ki arkadaşına, sen son derece cömert ve tür. SARILDIM. Allah rahmet.
    Feb. 8
    B.BURÇAKwrote:
    aşkullah
    şevkullah
    muhabbetullah
    yaa dost!

    __________________________________________________________
    harkulade!
    Jan. 30
    Leyla .wrote:
    Friede sei mit dir...
    Jan. 27
    GÜLİSTANwrote:


    Bazen söz biterya hani..Çok şey söylemek istersinde dilinden bir HAK.!! çıkar.. Sukut edersin,boyun bükersin ..Kapına geldim dercesine..gönül kaynar ateşlere gark olmuşcasına..Yakar sevdaları, düşer bir Leyla diye yangınlara ya...Aklı karışır ya hani cobanın.. padişahın kızına aşkı misali gönlüne nereye bağlayacağını bilemez bir halde derya ALLAH ALLAH...!!

    Bazen şaşsada gönül leyla leyla derken, Der ALLAH ALLAH ....“Vazgeçmiş olaydı aramaktan ne bulurdu?



    YÜREK YANGIN YERİ KOR ALEVLERE MAHKUM...
    YA RAB! BU NASIL ŞEYDİR?
    GÖZLER BİR DAMLA YAŞA MEFTUN...
    Allah'a emanet ol kardeşim..


    Jan. 20
    Nazenin tene bakışımdır Leyla
    Ruhum Lâle der cesedim sevda
    Sevgi sıcak bir zehir içime akarda yakar
    Mecnunum ahım’dır gönle us eder…
    a.f.g.
    *Lâle: Allah aşkı(Beyaz) _ Sevda: kişiye duyulan sevgi(Siyah )


    Jan. 18
    Semra ...wrote:
    Meramını anlatamaz ahvalinden âr eder
    Kimse bilmez tenhalarda gizli gizli zâr eder
    İnsanlığın gam yükünü yüreğine bâr eder
    Bir tebessüm lütfedersen leylimiz nehâr olur

    Rahmetin gazaptan aşkın rahmetini isterim
    Mağfiret Sen’in şanındır beraatımı isterim
    Ümidimsin muradımsın Sen’i Sen’den isterim
    Nazar kılarsan İlahî kullar bahtiyar olur

    Muhammed Adnan Kızıloğlu
    İadei ziyaret:)
    Jan. 17

    Trackbacks

    The trackback URL for this entry is:
    http://afg0133.spaces.live.com/blog/cns!2377EE9A206352C7!3455.trak
    Weblogs that reference this entry
    • None