AKDэηİZ яÜZGÂяI...'s profile••████®AKDэηİZ яÜZGÂяI™█...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    January 12

    Aşk diyorlarsa inanma... Saygı , paylaşım ve muhabet varsa Sevgiye inan...

     

     

    Bana aşkı anlatma,  Lâlelidir benim aşkım…

    Bana sevdadan bahset…

    Gönümde oluşan yarayı sor…

    Sevdamda yâren var… Yârende yâr…

     Bakışlarıdır yakar…

     Us eder gönül sevdaya esir…

     Allah aşkıdır...

    Ruhu yakar...

    Cesedin sevdası Leyla’ya yanar...
    Aşk derler gözde sürme sözde yalan...
    Allah aşkıdır özde olan...
    Sevdadır bülbülün, gülüne şakıması...
    Gülde sevginin yansıması...

     

    Kaç gönül vardır sevdaya esir…

    Fani hayatta dair bir muhabbet aşkım derler peşinde koşarlar…

    Adına şiirler yazarlar…

    Yârin adı yârenin adı geçer...

    Kelimelerden bir demet kır çiçeği fezaya dahi çıkarlar…

    Uçuk bir hayal âlemine yaşarlar…

    Uğruna baş koyarlar candan dahi vazgeçerler…

    Aşk ulaşılmayanadır…

    Kardelen Hercai aşkı yoruma açık…

    Aşk derlerse adına…

    Bir yuva kurarlar aile saadeti…

    Yoksun ise sevgi muhabbet sonu adliye koridoru…

    Evliliğin artısı eksisi bir taraf hep alttan alır dengeyi sağlar…

    Fikri uyuşmazlık var oluşu hır gürlü bir muhabbet…

    Hep göz dışarıda bir noksanlığı tamamlamak için bir şeyler arar 

    oysaki dengeler tam kontrollü olsa ne hır gür nede göz dışarıda olur

    Sevgi muhabbet özünde kıskandıracak bir aile saadeti devam eder

     

     

    Kadın_Toprak

     

    Çocuk _Tohum

     

    Sevgi_Su

     

    Erkek _Güneş

       

    Lâle âşkı dilime düştü lâl oldu… Gönlüme düştü ahuzar oldu…

     

    Nazenin tene bakışımdır Leyla
    Ruhum Lâle der cesedim sevda
    Sevgi sıcak bir zehir içime akarda yakar
    Mecnunum ahım’dır gönle us eder…

    *Lâle: Allah aşkı(Beyaz) _  Sevda: kişiye duyulan sevgi(Siyah )

    a.f.g.

     

    (orjinaj)

     

     

     

     

    a.f.g.

     

    KÜLTİRLİ AŞK YAŞİYAH
     Bişeyler Öğrenmişem.Gel Değişik Sevah.
    Sen Beni Sev ,Ben Seni... Sevdayi Yaşiyah.
    Sen Bene Sevdalan Yan,Ben De Sene,
    Klasik Aşk Neyse Oni Yaşiyah.
    Ya Da Senin Haberin Olmasın,
    Ben Seni Arhadan Arhaya Sevim.
    Platonik Aşk Neyse Oni Yaşiyah.
    Sevdadan Oturah Yiyah,İçah.
    İkimizde Tombul Olah.
    Tombulik Aşk Olursa Oni Da Yaşiyah.
    İsdirsen Sevdandan Kendimi Kesim.
    Müzikler Dinliyim Doğriyim,Biçim.
    Psikopatik Aşk Varsa Oni Yaşiyah.
    Hele Bah.Ben Kerem Olim Sen Asli.
    Sonumuz Onlar Gibi Bitsin Yasli.
    Nostaljik Aşk Neyise Oni Yaşiyah.
    Kibarlaşah.Tankolar Gibi Sevah.
    Çoh İnce Olah.Ele Dolanah.
    Tankoli Aşk Varsa Oni Da Yaşiyah.
    Yalani Bırahah Hep Doğri Diyah.
    Berabar Oturah,Berabar Gahah.
    Elele Dizdiz,Gözgöze Bulunah.
    Realist Aşk Neyse Oni Yaşiyah.
    Tarlalara Bahcalara Düşah,
    Elele Dutuşip Türki Söyliyah.
    Romantik Aşk Neyse Oni Yaşiyah.
    Pisigi,Gudigi Sen Diye Sevim,
    Sen De Horozi Culuği Ben Diye Sev.
    Sembolik Aşk Da Varsa Onida Yaşiyah.
    Gel Elele Verah.Gendimizi Elektirige Gapdırah.
    Zangır Zıngır Titriyah.Ama Ölmiyah.
    Elektronik Aşk Varsa Oni Da Yaşiyah.
    Ahorlarda Merek Ve Komlarda Buluşah.
    Tezek Galahlarının Altında Sinah.
    Otantik Aşk Varsa Oni Da Yaşiyah.
    Aman... Bırah Onlari.Beni Sevirmisen?
    Ben Seni Hegget Sevirem.Ele Şeylari Bırahah.
    Adam Gibi Sevah,Adam Gibi Yaşiyah

     
    Zinnur Tiryaki

      (alıntı)

     

     

    Sample picture

      Copyright ©2008 akdeniz rüzgarı™

    a.f.g.

    landschaft

    Aynalar, bakmayın yüzüme dik, dik;
    İşte yakalandık, kelepçelendik!
    Çıktınız umulmaz anda karşıma,
    Başımın tokmağı indi başıma.
    Suratımda her suç bir ayrı imza,
    Benmişim kendime en büyük ceza!
    Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!
    Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!
    Nur topu günlerin kanına girdim.
    Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
    Doğmaz güneşlere bağlandı vade;
    Dişlerinde, köpek nefsin, irade.
    Günah, günah, hasad yerinde demet;
    Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
    Olur, mu, dünyaya indirsem kepenk:
    Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?

    Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
    Bakamam, aynada, aynada vicdan;
    Beni beklemeyin, o bir hevesti;
    Gelemem, aynalar yolumu kesti.

      Necip Fazıl Kısakürek

      (alıntı)

    tee

     

     

    a.f.g.

    SİYAH DÜNYA

    Bana gözlerini gönderme mektuplarında can,
    Mavilere alışık değilim ben.
    Yıllar var ki siyah bir yalnızlık büyür şiirlerimde.
    Her şeyim karadır benim, kaderim gibi.
    Kaç mevsim ki, zifir bir gece uzar gider;
    Hiç sabah olmaz gözlerimde...

    Bana gülüşlerini gönderme mektuplarında can,
    Yıllar var ki, bu kalem sevinçleri hiç yazmadı.
    Gamzelerini anlatamam kırık dökük mısralarımda,
    Dertle bütünledim ben kendimi söylemiştim.
    Ne zaman gülmeye kalksam biraz buruksu,
    Tebessümler en ufak olur dudaklarımda...

    Bana sevilerini gönderme mektuplarında can ,
    Sevmeyi unutmuşum kaç zamandır beceremem.
    Bir sevda yorgunuyum ben ezik şarkılarda,
    Işıl, Işıl caddelerde gece yarısıyım.
    Ne zaman mavilere sarsam kendimi kırık bir hevesle,
    Geç kalmışlığım çıkar hep karşıma...

    Bana gözlerini gönderme mektuplarında can,
    Göndereceksen bari saçlarını gönder.
    Siyahlara aşinayım, yıllardır, söylemiştim.
    Her şeyim karadır, benim, gözlerim gibi
    Siyahlardan bir dünya kurmuşum kendime
    Çiçeklerim siyahtır, siyahtır şiirlerim...

     

    Hüseyin Nihal ATSIZ

    (alıntı) 

     

     

    a.f.g.

    Image Hosted by ImageShack.us   Image Hosted by ImageShack.us 

    SEVGİ AĞACI

    Bir zamanlar, uçsuz bucaksız bir kum çölünün ortasında, yemyeşil yapraklarıyla dibine gölge ve serinlik veren bir ağaç varmış. Çölün kavurucu ve acımasız sıcağı, kumları kızdırır ama bu ağacın yeşil yapraklarını kurutamazmış. Kızgın güneş ne yaparsa yapsın, yapraklar hep yeşil ve parlak olurmuş. Güneşin sıcağından bunalıp kaçan tüm hayvanlar, bu ağacın gölgesinde dinlenir, esen rüzgârın tüylerini okşayışına kendilerini kaptırıp, uyuklarmışlar kaygısızca. Ağacın dalları arasına yuva yapmış olan kuşlar, yaprakların gölgesinde güneşten korunup, kanat çırparak daldan dala uçuşur, şarkılar söylermişler mutluluk içinde.

    Çölün ortasında, kızgın kumlarla çevrili bu ağacın nasıl beslendiğini mi merak ediyorsunuz? Söyleyeyim: Sevgi ve mutlulukla beslenirmiş bu ağaç. Diğer ağaçlar gibi topraktaki suyu ve besinleri çölde bulamadığı için, sevgi ve mutluluktan sağlarmış gereksinimini. Bu ağacın sevgiden oluşan besini, diğer tüm ağaçlardan ayrı bir özellik katarmış ona. Yaprakları daha canlı, gölgesi daha serin, gövdesi daha güçlüymüş. Ona "Sevgi Ağacı" derlermiş.

    Gölgesinde barınan hayvanların sevgisi, dallarında ötüşen kuşların neşesi, ağacı sevindirirmiş. Bu uçsuz bucaksız çölde işe yaradığını anlayıp, daha çok sevgi ve mutluluk yaymak için yaşarmış. Güneş bile, o kavurucu sıcağını tüm çöle yayan, suyu buharlaştıran, toprağı kurutan acımasız güneş bile, ona sevgiyle eğilir, ışınlarını ağacın üstüne yansıtmamaya çalışırmış. Ağaç, dibindeki hayvanların sevgisi çoğaldıkça büyür, büyüdükçe dallarını açar, yapraklarını kabartır, daha çok gölge yapmaya çalışırmış. Rüzgâr da onu pek severmiş. Çölde köşe bucak dolaşıp, kumları öfkeyle bir yerden ötekine savurup duran rüzgâr bile, ağacın çevresine gelince yumuşar, gölgesinde uyuklayan hayvanları serinletmeye çalışırmış. Hafif, hafif estikçe, ağaç da yapraklarını sallar, çöl sıcağını uzaklaştırırlarmış el birliğiyle.

    Çöl ortasındaki Sevgi Ağacı, gölgesinde yaşayan hayvanların sevgi ve mutluluğuyla beslenip büyürken, gölgesindeki hayvanları da mutlulukla doyururmuş. Ağacın gölgesinde kediyle fare kucak kucağa uyurken, köpekler kedilerin tüylerini yalarmış. Ağacın gölgesi büyüdükçe, altında daha çok hayvan barınır olmuş. Ağacın yaprakları büyüdükçe kalp biçimini alıyor, sevgiyle çarpıyormuş "pıt, pıt" diye.

    Bir gün, tüm havyanlar Sevgi Ağacı'nın gölgesinde mutluluk içinde yaşayıp giderken, uzaktan bir tilkinin kumlar üzerinde sürünerek ağaca doğru geldiğini görmüşler. Hepsi birden el etmişler tilkiye, "Çabuk yürüsün, ağacın gölgesine sığınsın" diye. Tilki tam ağaca yaklaşacağı sırada, sıcak çöl güneşi onun tüm gücünü emivermiş. Zavallı tilki, bitkin bir durumda kumlar üzerinde serilip kalmış boylu boyunca. Hemen üç küçük çöl faresi, kumların arasında yuvarlana, yuvarlana, ölmek üzere olan tilkiye koşmuşlar. Kuyruğundan ve ayaklarından çekiştire, çekiştire, ağacın gölgesine taşımışlar onu bin bir güçlükle.

    Tilki kendinden geçmiş bir durumda, ağacın gölgesinde hareketsiz yatarken, tüm hayvanlar sevinç çığlıkları atmışlar: "Yaşasın tilkicik kurtuldu" diye. Hepsi de Sevgi Ağacı'nın gölgesinin tilkiyi iyi edeceğini, bitkin ve baygın yatan tilkinin bir süre sonra kendine geleceğini biliyorlarmış. Sevgi Ağacı, çevresindeki hayvanların düşündüklerini doğrularcasına, kalp biçimindeki yapraklarını eğmiş tilkinin üzerine. Dallarını ve yapraklarını sallamış, serinletmiş sıcaktan bitkin düşen tilkiyi. Sonra rüzgâr yardıma gelmiş. En yumuşak okşayışıyla serin, serin üflemiş tüylerini. Diğer hayvanlar sevinç gösterisini sürdürmüşler, "Ağaç daha çok beslensin, tilkiyi kurtarsın" diye. Kuşlar cıvıl, cıvıl ötüşmüşler, "Yapraklara renk gelsin, pıt, pıt kalp gibi çarpsın" diye.

    Sevgi ve mutluluk ilacını alan tilki, yavaş, yavaş kendine gelmeye başlamış. Önce soluk almış derinden. Ciğerlerine sevgi ve mutluluğu çekmiş bir nefeste. Kanı ısınmış. Kuyruğunu sallamış mutlulukla. Ayaklarını oynatmış yavaşça. Kendine gelip gözlerini açınca, çevresinde oynaşan, mutluluk çığlıkları atan havanlara bakmış gülümseyerek. Sevgi Ağacı onu iyileştirip, eski gücüne yeniden kavuşunca, kendine gelmiş ve birden ayağa kalkmış. Şöyle bir gerindikten sonra silkinmiş. Tüylerine yapışmış çöl kumlarını temizlemiş daha güzel görünmek ve rahatlamak için. Kumlardan arındıktan, Sevgi Ağacı'nın gölgesinde mutluluğu kana, kana içip, kendine geldikten sonra, tüm hayvanlara teşekkür etmiş, yardımlarını esirgemeyip, kendisini hayata döndürdükleri için.

    Ama tilki bu rahat durur mu? Hayvanların arasında dolaştıkça sinsi, sinsi, birinden aldığını diğerine, bire bin yalan katıp, aktarmaya başlamış. Hayvancıklar eskisi gibi birbirlerini sevgiyle okşayacaklarına, birbirlerine hırlamaya başlamışlar. Dişlerini gösterip, bir diğerini kovalamışlar düşmanca. Onların birbirlerine kızıp hırlamaları tilkiyi pek sevindirmiş. Sinsice gülmüş: "Yaşasın, aralarındaki dostluğu yıktım" diye. Dostluk ve sevgi yıkılıp, hayvanlar birbirlerine düşünce, birlikteliklerinden doğan güçleri kalmayacak, tilki de bir yolunu bulup, tek, tek tuzağa düşürüp yiyecekmiş hayvanları. Kurgusunu sinsice uygularken düşünememiş Sevgi Ağacı'na zarar verdiğini. Hayvanların birbirlerine olan sevgisi ve güveni azalınca, ağaç beslenemez olmuş. Önce yaprakları küçülmüş, mutluluk suyunu içemediği için. Sonra güneşin yakıcı ışınlarına engel olamamış. Küçülen yaprakların arasından sızan ışınlar, gölgesini azaltmış. Barış yok olmuş. Barışın yerini korku ve kuşku almış. Kuşlar dallar arasında kaçışıp durmuşlar, tilkinin tuzağından kurtulmak için. İçlerine bir korkudur girmiş. Korkan kuş ötebilir mi? Susmuşlar hepsi de. Sevgi olmayınca güçsüz kalan ağacın dalları zayıflamış, yaprakları dökülmüş süzülerek. Rüzgâr da yardım edemez olmuş ağaca. Sıcak kumlar üflemiş gölgesine. Tüm hayvanlar, kum fırtınalarından korunmak için kovuklara sinmişler, birbirlerinden uzak. Kaçışan, kovalanan hayvanlar varmış ağacın tükenmek üzere olan gölgesinde...

    Bu duygusal yıkımı gören üç küçük fare bir kenara çekilip, aralarında bir plan yapmışlar; Diğer hayvanlar görmeden, kimse ne yapmak istediklerini bilmeden, tilki duymadan. Bir gün tilki sıcakta uyuklarken miskin, miskin, yanına yaklaşmışlar sessizce. Zayıflamış gölgeden sürükleyerek, kızgın çöl kumunun üzerine taşımışlar tilkiyi uyandırmadan. Sıcak çöl güneşi durur mu? Hemen atılmış tilkinin üzerine. Daha önce yarım kalan işini bitirmiş. Almış tilkinin tüm gücünü. Sıcak çöl güneşi tilkinin gücüyle doyarken, üç küçük fare, zayıflamış gölgenin altında duran diğer hayvanlara seslenmişler. Aralarındaki kavgaya son vermelerini, yoksa sevgi ağacının tümüyle güçsüz kalacağını, kendi sonlarının da tilkininkinden pek farklı olmayacağını anlatmışlar dilleri döndüğünce. Önce hayvanlar homurdanmış ve farelerin sözlerine kulak asmak istememişler, ama her an gücü tükenen Sevgi Ağacı'nın acı dolu yakarışları ve ağlayarak dökülen yapraklarını görünce çaresiz boyun eğmişler söylenenlere. Birbirlerine sarılıp özür dilemişler. Eskisi gibi barış, sevgi ve mutluluk içinde yaşamak istediklerini dile getirmişler ağlayarak. Utanç gözyaşları oluk, oluk aktıkça, birbirlerine duydukları kini temizlemiş kalplerinden. Sonra, kıpır, kıpır çarpıntılarla sevgi yeniden filizlenmiş. Çiçekler açmaya başlamış kalplerde. Gülmüşler olanlara, kurnaz tilkinin yaptıklarını düşünüp. Kuşlar da ötmeye başlamışlar mutluluğu müjdeleyerek. Aralarındaki sevgi yeniden yeşerince, Sevgi Ağacı da susadığı mutluluktan içmiş kana, kana. Böylece Sevgi Ağacı yeniden canlanıp büyümeye başlamış. Hem de eskisinden daha güçlü ve daha görkemli olmuş...

    —Yaşamları eski günleri aratmayıp daha da iyi olunca, tüm hayvanlar bir araya gelmişler. Bir tanecik Sevgi Ağacı'nı korumak istemişler. Onu her yere yaymak için kuşlar görevlendirilmiş. Kuşlar sevgi ağacının tohumlarını uçurup, her gittikleri yere dikeceklermiş. Böylece, Sevgi Ağacı bir yerde solup, yok olmaya yüz tutsa da, bir başka yerde büyümeye devam edebilecekmiş. Sevgi Ağacı'nı olası tehlikelerden uzak tutmak ve onu daha güvenle büyütmek için, görünmez yapmaya karar vermişler. Kuşlar, görünmeyen Sevgi Ağacı tohumlarını, dünyanın her yerine yaymışlar.

    Zamanla her yerde Sevgi Ağaç'ları büyümüş, kocaman yaprakları, upuzun dallarıyla birbirlerini kucaklamışlar, "Tüm sevgiler ve mutluluklar birleşsin, birbirlerinin gücüne güç katsın" diye.


     Image Hosted by ImageShack.us 

     

    Copyright ©2009 Akdeniz Rüzgârı™ 

    a.f.g.

      

    AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR

         Bundan çok uzun yıllar önce dünyada yaratılmadan , insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez halde dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha sıkkın bir şekilde otururlarken, ''SAFLIK'' ortaya bir fikir atmış NEDEN SAKLAMBAÇ OYNAMIYORUZ? orda bulunan herkeste bu fikre sıcak bakmış ÇILGINLIK çılgın olduğun için bağırarak ortaya atılmış - Ben ebe olmak istiyorum. ben ebe olmak istiyorum... oradakilerin hiç biri çılgınlık kadar atak olmadığı için oldukları yerde kalakalmışlar.

             ÇILGINLIK bir ağaca yaslanmış ve başlamış saymaya - bir iki üç... ÇILGINLIK saymaya başladıktan sonra iyi huylar ve kötü huylar saklanacak yerler aramaya başlamışlar. ŞEFKAT ayın boynuzunu asılmış. İHANET çöp yığınlarının içine girmiş SEVGİ bulutların arasına kıvrılmış YALAN bir taşın altına saklanacağını söylemiş ancak yine herkesi kandırıp gölün dibine saklanmış. TUTKU dünyanın merkezine girmiş PARA HIRSI bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış ve ÇILGINLIK sayamaya devam etmiş -yetmiş dokuz seksen seksenbir...

               AŞK ın dışında bütün iyi huylar ve kötü huylar saklanmışlar AŞK kararsız olduğun için bir türlü saklanacağını bilemiyormuş ÇILGINLIK doksan yediye gelmiş -doksan sekiz doksan dokuz ve yüz' e vardığında aşk sıçrayıp etraftaki güllerin arasına girmiş ve oraya saklanmış ÇILGINLIK bağırmış sağım solum sobe saklanmayan ebe demiş... arkasına döndüğünde ilk önce TEMBELİĞİ görmüş. TEMBELİK ayaktaymıs çünkü saklanacak enerjisi yokmuş ÇILGINLIK sonra ŞEFKATİ ayın boynuzunda görmüş ve İHANETİ çöplerin arasında,SEVGİYİ bulutların arasında, YALANI gölün dibinde ve TUTKUYU dünyanın merkezinde bulmuş sadece biri hariç herkes yavaş yavaş geriye dönmeye başlamış.

            ÇILGINLIK umutsuzluğa kapılmış HASET son saklanan bulunamadığı için haset duyarak, ÇILGINLIĞIN kulağına fısıldamış. -AŞK ı bulamıyorsun ama o güllerin arasında saklanıyor.... ÇILGINLIK çatal şeklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına sopayı çılgınca saplamış, saplamış,saplamış... ta ki yürek burkan bir haykırma onu durdurana kadar... haykırıştan sonra AŞK elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış ve parmaklarının arasından sicim gibi kan akıyormuş ÇILGINLIK , AŞKI bulmak için heyecandan aşkın gözlerini kör etmiş. -ne yaptım ben seni kör ettim. Ne yapa bilirim... AŞK cevap vermiş -gözlerimi geri veremezsin ama istersen bana kılavuzluk yapabilirsin... Ve o günden beri AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR VE HER ZAMAN ÇILGINLIK YANINDADIR!!

        

    AŞKIM YADİGAR KALACAK SANA

            Yüreğim ne dediyse onu dinledim ben. Kimi işaret ettiyse ona yöneldim. Şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor. Ansızın bastıran bir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan, işte öyle ıslattı beni aşkın. Seni bekledim ben. Yüreğimdeki heyecanı, gözlerimdeki yeşili, dudaklarımdaki ateşi, ellerimdeki titremeyi, küçük dokunuşları sana sakladım.

            Ne sen beni bilirdin ne ben seni ama, bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin. Ve bir gün çıktın karşıma. İşte o gün sevdaya dair nekadar tortu varsa içimde eridi gitti. Çocuk oldum yeniden. Hani bıraksan yemyeşil bir kırda bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım. Seni bulmanın coskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım. Seninle yep yeni bir hayatın başladığını biliyorum. O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sensin.

            Bilirim, bu şarkı korkutur bazen insanı. Neler oluyor diye sormadan bir duygu selinin içinde bulursun kendini. Ama zaten aşk öyle bir şey değilmidir? Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi? Bırak kendini bırak ki aşkınbüyüsü sarsın seni. Kendini o eşsiz duyguların ferahlığına bırak. Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa. Yarınsız zamanların iki yolcusu olalım. Kaygısızca yaşayalım aşkı, eriyelim birbirimizde. Yüreklerimiz birbirimiz için atsın, soluklarımız birbirine karışsın. Tutkunun alevleri dalga dalga sararken bedenlerimizi.

             Gidersen... Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün. Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni. Ama merak etme ayakta kalırım ben. Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağacları gibi. Senden bana yadigar kalan her anıyı bir kez daha bir kez daha yaşarım. Aşkım da benden yadigar kalır sana..

                        


    AYRILIĞIN İLANI

          Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkın toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim bende senin kadar endişeli... Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda...

            Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış ak kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza. O dünya ki bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi... Zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna inanmadın. Ah bu sorular. Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorunlarla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben aşk dedikçe sen dur dedin. Ben seninleyim dedikçe sen hayır dedin. Zaten az konuşan sen olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya. Ben bir şey diyemedim.

            Ne kadar zarar vermişim sana meğer... Nasıl değiştirmişim seni. Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hala getirmek istemem. Ama öyle oldu işte. Demek ki gitmelerin zamanı şimdi. Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı. Ne sevişmelerimiz kalır aklında ne sevda sözlerimiz. Rahat değilim diyordun ya rahat ol artık. Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı. Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan...

            Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma ki bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki benden sakladığın gülüşleri yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Yokluğunu taşırım. Bulup bulup kaybettim seni. Ne yazık ki yoz-duman edemedim kuşkularını, ne yazık ki kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.

    "http://www.wallpapergate.com/phpthumb/phpThumb.php?src=../data/media/1285/beautiful_rose3.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

     

    +
      

    SEVİLDİĞİNİ BİL YETER

     

    Sonu olmayan bir deniz olsan bile
    Küçük bir umut, bir serap olup görünsen gözüme
    Seninle olmak için kürek çekerim günlerce

    Umutsuz yaşanmıyormuş ama.
    Umuda dalıp ta ölüp gidiyor bazen insan
    Benim için çok kolay ölmek.
    Yüzünü görmediğimi, sesini duymadığım,
    Varlığını hissetmediğim her gün ben bir ölüyüm çünkü.

    Unuttuğum bir hikâyesin belki.
    Belki bir şehrin arka sokağında
    Bir şairin dizelerindesin belki.
    Belki de bir şarkının içinde ismin.
    Ama kim tarafından söyleniyorsun onu bilmiyorum.
    Bilmiyorum

    Tek bildiğim seni çok sevdiğim.
    …Sen
    Sen sonsuza dek sevildiğini bil yeter.

     

    ...Yılmaz Keskin...

     


     

    Comments (4)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    idilwrote:
    YAŞAMAK, SEVMEK ve ÖĞRENMEK
    Aşıklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil,
    onu yapmak için çaba göstermeyi de öğrenirler.
    Aşkı sıradan şeylerin tutsağı yapmak, onun tutkusunu almak
    ve onu sonsuza kadar yitirmek demektir.
    Gerçek sevgi, kimin daha kârlı çıkacağını düşünmeden
    bir insana vermeyi düşünmektir.
    Engellere üzerinden aşılacak fırsatlar olarak bakarsak
    sadece çözüm bulmakla kalmayız,
    kendimizin genel sorun çözme yeteneklerimizi de artırırız.
    Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize.
    Sevgi, eski yaraları açmak değildir, onları kapatmaktır.
    Ayağa kalkıp yaşamaya devam etmek demektir.
    Kalp; tutkularımızın yaşadığı yerdir.
    Çok narindir, kolayca kırılır ama inanılmaz derecede esnektir.
    Kalbi aldatmaya çalışmanın anlamı yoktur.
    Onun yaşaması bizim dürüstlüğümüze bağlıdır.
    Yaşam; sevgiyle de korkuyla da yürütülse her zaman
    bir serüvendir. Korku; yaşamın sınırlandırılmasıdır, hayırdır.
    Sevgi; yaşamın özgürlüğe kavuşturulmasıdır. "Evet" deyin.
    Derdin ne kadar oturmuş, görünüşün ne kadar umutsuz,
    yanlışın ne kadar büyük olduğu hiç fark etmez.
    Sevgiyi yeteri derecede anlamak hepsini yok edecektir.
    Olgun insan, pek çok yol, pek çok çözüm ve
    pek çok sonuç olduğunu bilir. Sevgi kusursuzlukta ısrar etmez.
    Ama kim olduğumuz ve nasıl davrandığımız arasındaki
    önemli ilişkiyi fark etmemizi gerektirir.
    Ne kadar akıllı ya da duyarlı olursa olsun
    herkesin yanlışlık yaptığını ve herhalde de yapmaya
    devam edeceğini görüp bilmek rahatlatıcı bir şeydir.
    O yüzden; neden kusurlarımızı kabul edip,
    insan soyuna katılmıyor ve rahatınıza bakmıyorsunuz?
    Kendilerine inananlar ve yaşadıkları an'a güvenenler
    yaşamı en keyifli bulanlardır. Bunlar, geçmişin pişmanlıklar değil,
    anıları depolayacak bir yer olduğunu, geleceğin korku değil,
    umutla dolu olması gerektiğini öğrenmişlerdir.
    Ve bizim sadece günümüze ihtiyacımız vardır.
    Sevmekle geçen bir yaşam; asla sıkısı olmayacaktır.
    “SENİ SEVİYORUM" demekten asla bıkmayın ve sakınmayın.
    Sadece kalp için hasat zamanı yoktur.
    Sevgi tohumu sonsuza dek yeniden ekilmelidir.

    May 13
    Diana Naderwrote:
    I DO NOT UNDERSTAND WHAT YOU WRITE BUT YOUR PICTURES ARE VERY BEAUTIFUL. HUGS
    Feb. 2
    GÜLİSTANwrote:
    Sevmek her zaman vuslat değildir..Ağlamaktır bazen hüzün gözyaşları akıtmaktır yürekten..Hasrettir, sevdayı içinde yaşamaktır...Sevmek bazen gitmektir...Gitmek yüreğinde sevdasıyla...Ve bırakmak elini..

    Sevgiyle kal...
    Jan. 14
    Kaçtıkça o beni kovalıyor.''Bir daha aşka dair yazmayacağım!Bana aşkı yazdırmayın!'' diye düşünsemde,ya aşk beni buluyor,ya da aşıklar.Ya aşk vuruyor yüreğime yada yüreğimde aşk acıyor...
    Bu sefer ''aşk cinayetleri'' başlıklı haberler takıldı gözlerime ve yüreğime.Neredeyse hergün gazete köşelerine yansıyor aşk cinayetleri.Yazık...Hem kızıyorum hem üzülüyorum.Aşkından intihar edenlere de katil olanlara da... Ölenlere de kalanlara da...Yakanlara da yananlara da...
    Aşk zehir olmamalı...Aşk gibi bir duyguyla ''cinayet'' gibi bir kavram yanyana yakıştırılmamalı..
    Sevdiğinin canını alan bir insanın sevgisine kim inanabilir?Evladını boğarak öldüren bir annenin sevgisi ne kadar sevgi ise,aşk cinayeti de o kadar aşk tır...
    Aşk su gibi hayat vermeli insana.Ama zehir oluyor bazılarına!...Neden?
    Ne yaşamayı öğretebiliyoruz,ne de sevmeyi...
    Ne mutluluğu anlatabildik,ne de imtihanı...
    Ne hayatı anlatabiliyoruz.ne de ölümü...
    Anlayacağınız şudur ki;kavuşmak için sevilmez!!!...Bilmelisiniz ki ''kavuşmak'' kadar ''özlemek'' de güzeldir.Kimbilir belki ''aşkın kendisi'' kavuşmaktan daha güzeldir?
    Ve şunu asla unutmayın!
    Kulak verin bu sese
    Aşk bilekte yaşanmaz,yürekte yaşanır..
    Yürekte yaşanan aşk,kavuşamadığını kırmaz...Kıramaz...Çünkü kıyamaz
    ''Mangal gibi yürek''derler ya...''Aşk''içinde mangal gibi bir yürek lazım,yumruk olmuş bir bilek değil!!!
    Aşk'a dair yazmayacaktım ama yinede yazdım.Aşk yazılacak bir duygu değil.Yazılamaz,yaşanır.Aşkı yazmakta zor,yaşamakta...
    Allah yaşayanlara sabır versin.

    Aşkı yazarken bazen ellerim acıyor...Tıpkı yüreğim gibi... canım arkadaşım güzel bir paylaşım saol
    Jan. 12

    Trackbacks

    The trackback URL for this entry is:
    http://afg0133.spaces.live.com/blog/cns!2377EE9A206352C7!3271.trak
    Weblogs that reference this entry
    • None