Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün
Delikanlılık çağımızda ki cevher
Yalvarmak yakarmak nafile bugün
Gözünün yaşına bakmadan..
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz
Ya gözler altında ki mor halkalar
Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar..
Zamanla nasıl da değişiyor insan
Hangi resmime baksam ben değilim
Nerede o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum, yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız hatırası bile yabancı gelir
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış
Geç fark ettim taşın sert olduğunu
Su insanı boğar, ateş yakarmış
Her doğan günün bir dert olduğunu
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Her yıl biraz daha benimsediğim
Ne dönüp duruyor havada kuşlar nerden çıktı Bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı cenaze, gördüğüm tarumar.
Neylersin, ölüm herkesin başında
Uyudun uyanmadın olacak
Kim bilir? Nerede, nasıl, kaç yaşın da?
Bir namazlık saltanatın olacak
Taht misali o musalla taşında .!